24 01 2016

RUSYA DÜNYAYA MEYDAN OKUYOR Pof. Dr. Anıl ÇEÇEN

RUSYA DÜNYAYA MEYDAN OKUYOR Pof. Dr. Anıl ÇEÇEN    Türkiye’nin Suriye sınırında bir uçağın düşürülmesiyle birlikte dünyanın siyasal gündemi değişmiş ve Orta Doğu bölgesi ile beraber Türkiye Cumhuriyeti de yeni bir siyasal krizin içine sürüklenmişlerdir. Soğuk savaş döneminde uzun süre iki ayrı kutup içerisinde yer alan Türk Devleti ve Rusya Federasyonu,  küreselleşme sürecinde normal düzeyde ilişkilerini geliştirmeye çalışırken,  birden oldubitti ile bir uçak krizinin ortaya çıkması üzerine yeniden eskisi gibi karşı karşıya gelmişlerdir. Sınırların ihlal edildiği gerekçesi ile Türk Devleti kendini savunurken,  Rusya Federasyonu resmi makamları uçağın kesinlikle bir sınır ihlali yapmadığını, Türkiye-Suriye sınırının aşılmadığını ve Suriye’deki iç savaşın önlenmesi doğrultusunda Rus uçağının kendisine verilen görevi yerine getirmeye çalıştığını öne sürerek,  Türkiye’nin gerçekleri dikkate almayarak düşmanca davrandığını olay tarihinden bu yana öne sürerek siyasal gerilimi önemli ölçüde tırmandırmıştır. Rusya Devleti yetkilileri kendilerini savunurken,  sürekli olarak Türk Devletini suçlamaya çalışmışlar ve bu doğrultuda Türkiye’nin bilerek ve isteyerek kasıtlı bir saldırı içinde olduğunu kamuoyu önünde kanıtlamaya çalışmışlardır. Böylece,  soğuk savaşın sona ermesinden sonra geçen çeyrek yüzyıllık dönemdeki küreselleşme süreci yakınlaşması sona ermiş ve soğuk savaşın iki komşu ülkesi yeniden düşman durumuna sürüklenmişlerdir. Hiç beklenmedik bir anda gündeme gelen uçak düşürül... Devamı

26 11 2013

Suriye'de Türkmen Katliamı!

Selefiler "Dininiz Zayıf, Katlınız Vacip, Malınız Helal, Hanımlarınız Hediye" Diyorlar ve... Suriye’deki Selefi gruplar, Hatay sınırına bir kilometre uzaklıktaki Türkmen köylerinde katliam yapıyor. Türkiye ve dünya, Türkmenlerin dramından habersiz. “Dininiz zayıf, katlınız vacip, malınız helal, hanımlarınız da hediye.” Suriye’de gittikçe hâkimiyet kuran Selefi gruplar bu sloganlarıyla Hatay’ın Yayladağı İlçesi’nin bitişiğinde yaşayan Bayır Türkmenleri arasında son birkaç aydır terör estiriyorlar. Ancak Türkiye ve dünya kamuoyu Beşar Esad güçleri ve Selefiler arasında sıkışıp kalan Türkmenlerin dramından bihaber. Geçtiğimiz cuma günü Türkmenlerden birebir bilgi almak üzere Yayladağı’na gittim. Sınıra bir kilometre uzaklıkta bir evin damından savaş tüm çıplaklığıyla izlenebiliyordu. Rejime ait tanklar Keseb denen tepe mevziinden Türkmen köylerini topa tutuyordu. İki gün önce rejime ait MİG’ler köyleri bombalamış. İki Türkmen kadın yaşamını yitirmiş. Biraraya geldiğim bir grup Türkmen savaşçı hep bir ağızdan “Biz Osmanlı’nın çocuğuyuz sonuna kadar direneceğiz” derken çaresizliklerini gizleyemiyorlardı. “KÖYLERİMİZE SIZIYORLAR” “Böyle devam ederse Suriye’de Türkmen kalmayacak. Selefiler köylerimizi teker teker ele geçiriyorlar, insanlarımızı barbarca katlediyorlar, sesimizi duyan yok,” diye yakınan Ömer El Muhtar tugayında savaşan Ömer Abdullah adlı genç cepheden yeni dönmüştü. Hatay ile Lazkiye arasındaki dağlarda bulunan “Bayır” bölgesindeki Türkmen köylerinin son durumunu şu sözlerle özetledi: “Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), son birkaç aydır köy... Devamı

08 11 2013

Çetin Doğan Alevi mi?

“Fiziki olarak İzzettin Doğan’a çok benziyor; soyadı da Doğan. Alevi olması çok büyük ihtimal… Fazlasıyla cumhuriyetçi-laik, Atatürkçü… ABD hegemonyasına karşı, yurtsever, inancın-inanç tacirliğinin kışlaya nüfuz etmesine karşı, ilkelerinden hiç taviz vermiyor, ‘işimizi’ zorlaştırıyor, öyleyse hakkında bir senaryo yazın, gereği yapılsın… Süründürün!”  Üstteki kupür; imalatın ve talimatın en çarpıcı kanıtı! Böyle bir talimat yoksa bu tamamı akıl ve mantık ötesi olan kupür neyin nesi? Adam Alevi mi; hayır… “Bizden olan birlik komutanları” ne demek; e o halde böyle bir kepazeliğe inanmak için ya aptal ya da vicdansız olmak gerekmez mi?  “Görevli” gazetelerden biri olan Akit’in iki gün önceki (06 Kasım 2013)manşetini ve bu kolektif imalatı görüp, diğer benzer yazılan-konuşulanları ardı ardına getirince bir talimatın gerçekliğine inanarak, çoktandır tasarladığım, benim açımdan bir ahlak ve insani sorumluluk noktasına gelen bu yazıyı yazmaya karar verdim. Kendisini tanımamama karşın vicdanım kanamaya devam edecekti. Ya bütün suçlamalar, böylesi iftira ve düzmece savlara dayalıysa? Vicdanıma nasıl hesap verecektim; Hakk’ın divanına nasıl duracaktım? Hikâye şöyle;  2010 Ocak ayının son günleriydi. Meşhur “Alevi Çalıştayları” nedeniyle üç gün süreyle iktidarın kimi akıl daneleri ve Alevi-Bektaşi kurumlarının ileri gelenleriyle birlikte Kızılcahamam’da bulunuyorduk. O akşam yemek sonrası; Çalıştayın Moderatörü Sn. Necdet Subaşı (Çalıştaydaki başarısından sonra Diyanet Strateji Dairesi Başkanı yapıldı), Sn.... Devamı

12 02 2013

Üniter devlete nasıl kolayca veda ediyorsak...

Musul'dan 500 bin sterlin yani 1.5 milyon dolara vazgeçtik... Bağdat Caddesi'nde ev fiyatına... O zaman istediğini alan İngiltere, şimdi topraklarımızda federal bir devlet hayali taşıyor. Özerk bir Kürt devletinin yapı taşlarını döşüyor Geçen haftaki 'Üniter Devlet'e Veda Ederken' başlıklı yazım epey konuşuldu/ tartışıldı. Ana dilde savunma hakkının nelere mal olabileceğini ve nihayetinde üniter devletin sonunu hazırlayabileceğini iddia etmiştim. Eklemem gerekli soru şuydu: Eğer sessiz sedasız federal bir devlet yapısına geçmemiz isteniyorsa; bunu yapma imkânımız var mı? Yani üniter devletten federal devlete geçmek mümkün mü? CEVABI peşinen vereyim: HAYIR mümkün değil. ÇÜNKÜ dünyada örneği yok... Kamu borçlarını nasıl pay edeceksiniz, gelir adaletsizliğini nasıl kapatacaksınız, coğrafi benzemezliğin yarattığı uçurumu nasıl önleyeceksiniz? Daha yüzlerce girift sorun var aşmanız gereken. EĞER Türkiye büyük savaş sonrası federal bir devlet olarak kurulsaydı herkes bulduğuna razı gelirdi ve bu devlet biçimi kolaylıkla benimsenirdi... Peki ya şimdi? Birbiri içine geçmiş haldeyken nasıl özerk bölgeler yaratacaksınız. BU imkânsızdır. İYİ ama bu imkânsızlık gün gibi ortadayken nasıl oluyor da yavaş yavaş federal sisteme kayıyoruz? YOKSA yöneticilerimiz uyuyor mu? BAKINIZ... Bu durumu anlamak için biraz geriye gidelim... Ve biz kazanımlarımızdan nasıl kolay vazgeçiyoruz ona bir bakalım. Daha doğrusu kime karşı hep vazgeçiyoruz... Onun adını koymaya çalışalım... Son kuruşuna kadar Osmanlı'nın borçlarını ödüyoruz... Peki ama niye? OSMANLI'nın A'dan Z'ye tüm mirasını reddederken neden borçlarını üstlendik? ŞİMD... Devamı

18 11 2012

Türkleri Sevmeyen Osmanlı!

İlteriş Kutlug Kağan Üyelik tarihi: Aug 2012 Mesajlar: 206 Türkleri Sevmeyen Osmanlı! BU YAZI OSMANLI’YI PARLATMAYA, PADİŞAHLARI YÜCELTMEYE ÇALIŞANLARA, NEO OSMANLI’YI ÖVEREK, TÜRKİYE’Yİ TEKRAR TARİHE TAŞIMAYA ÇALIŞANLARA İTHAF OLUNUR! Ne mutlu Türk’üm diyemeyenlerin, neden Osmanlıcılığı gündeme getirdikleri, padişahlığa neden özendikleri, “Türk Ordusuna” neden düşman oldukları aşağıdaki yazıdadır… “Sorma bana oymağımı boyumu, Beş bin yıldır millet gibi yaşarım. Deme bana Oğuz, Kayı, Osmanlı, Türküm, bu ad her unvandan üstündür,” Ziya Gökalp Türkleri Sevmeyen Osmanlı! Bütün tarihi kaynaklar, Osmanlı Devleti’nin Türk ulusu tarafından kurulduğunu kanıtlamaktadır. Ancak, kuruluş aşamasını tamamlayan ilk kuruculardan sonra, Osmanlı padişahlarının ne denli Türk oldukları kuşkuludur. Çünkü, kuruluş dönemindeki koşullarda geçerli olan; komşu ülkelere saldırma ve onlardan savaş tazminatı ve ganimeti alma siyasasına dayalı olarak güçlenip zenginleştikten sonra, yatak odalarını, “harem’ler kurarak zenginleştiren padişah-halifelerin birçoğu sayesinde, ırk ve kan birliği bozulmuş olduğu görülmektedir. “Bütün kadın sultanlar, bütün padişah anaları, hep yabancı ırklardan alınan köle kadınlardan geldiler. Hanedanda bu kan yabancılığı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son padişahına kadar devam etti”(1) Belki bu özelliklerinden dolayı, “halife” sanlı padişahlar, bu sanın yarattığı olanaklardan yararlanarak, yönetimi altında bulunan ve özellikle “Türk” kimliği taşıyan yönetilenleri tıpkı bir sürü gibi yönetmeyi yeğlemişlerdir. Henüz kuruluş dönemi olan 1466 yılında ya... Devamı

12 11 2012

“İNSANIN KAHPESİ” SEN MİSİN PAŞA? /// UTKU ERİŞİK

Senin de iki elin, iki ayağın var mı? Var… O halde nedir seni benden ayırıp, kahpe yapan? Her satırını titreyerek okuduğum “Kutsal İsyan”ın yazarı Hasan İzzettin Dinamo, bir şiirinde,  “İnsanın kahpesi, Ne arslana, ne kaplana benzer. İnsanoğlunun kahpesi, İlk bakışta sana-bana benzer!”  diyordu… Düşündüm, herkese benziyorsun, evet… Senin de bir başın, iki gözün, bir ağzın, iki kulağın var mı? Var… O halde nedir seni benden ayırıp kahpe yapan, nedir? Paşa, açık konuşayım: Ben gemiyi insana, insanı da gemiye benzetirim. İkisinde de bir “baş”, bir “kıç” ve bir “gövde” vardır. Ben, kaç zamandır uykusuzum, vatanımın derdindeyim, düşündüm gece gece: İnsanların kimi emperyalizme ülke taşıyan bir gemidir, kimi ülkesine “anti-emperyalizm”i taşıyan bir gemidir… Birincisi sensin paşa… İkinci olarak da, Bandırma’dan söz ederim, bilirsin. Evet paşa, sen bunu benden daha iyi bilirsin… İçimizdeki vatan aşkına o kanlı Amerikan ekmeğini bandırma paşa! Sakın ola, yapmaya kalkma bunu! Ben, düşündüm yine gece gece: Kimi bir olaya gemi gibi “baş”tan bakar ve ileriyi görür; kimi “kıç”tan bakar ve geriyi görür. Gericiler, “kıç”ından bakanlardır paşa, beni sev ya da sevme, umurumda değil… Bu gemilerin gövdesizi, omurgasızı vardır; ki biz ona “oynak” deriz… Bu gemilerin başı ayrı kıçı ayrı oynayanı vardır; ki biz ona “liboş” deriz… Bu gemilerin başı kıçının yerine geçmiş olanı vardır; ki biz ona “dönek” deriz, sen ne dersen de paşa… İti uğursuzu doluşunca güverteye, biz ona “düşman meclisi” deriz, vatanseverler d... Devamı

10 10 2012

Demek Ki Neymiş ?

Demek Ki Neymiş ? Sayın Fatih Ertürk’ün, bu sitede yayınlanan 14 nisan 2012 tarihli “Bu Malzemeden AKP’den Başka Bir Şey Çıkmaz” başlıklı yazısında okudum : Konda şirketi “Biz Kimiz” başlıklı araştırma yapmış. Görülmüş ki, 1) Türkiye’de insanların % 70’i hiç kitap okumamış. Bu hiç kitap okumamış olanların %75’i AKP’ye oy vermiş 2) Türkiye’deki insanların yaklaşık yarısının eğitim ortalaması 7 yılmış. Bunların da %70’i Akp’ye oy veriyorlarmış. Neymiş? AKP’nin oy deposu, toplumun en fakir kesimini oluşturan, hayatlarında bir kitabın kapağını dahi açmamış; ortalama olarak bakıldığında ortaokul eğitimini bile tamamlamamış insanlardan oluşuyormuş. Başka neymiş? “AKP neden hep kazanıyor, CHP neden hep kaybediyor sorusuna verilecek en net yanıtlar bu araştırmada yer alıyor”muş. Oldu mu şimdi? Hani Deniz Baykal yüzünden CHP’nin oyları artmıyordu? Hani Deniz Baykal’ın uzlaşmaz ve sert söylemi CHP’nin önünü kesiyordu? Hani Deniz Baykal’ın hizipçi kimliği, CHP’nin gelişmesini önlüyordu? Hani CHP, Deniz Baykal’dan dolayı iktidar yüzü göremiyordu? Bitti mi, bitmedi. “Eldeki malzemeye”, bir de yönlendirilmiş medyanın azgın saldırısını ekleyin o zaman tablo tamamlanır. Sayın Şaban Sevinç’in bu sitede yayınlanan “28 Şubat Medyası, AKP Medyası” başlıklı yazısında CHP ve Baykal ile ilgili satırları, sadece o dönemle ilgili olsa da, daha sonraki dönemlere de ışık tutmaktadır.. Ne diyor Sayın Şaban Sevinç, beraber okuyalım: “Sayın Deniz Baykal yolsuzluklar yüzünden rahatsız olup hükümete (ANAP-DYP) verdiği desteği çekme kararı alınca medya CHP&r... Devamı

16 08 2012

BOP çerçevesinde azınlık oyunu

Azınlık tanımı : Osmanlı’dan beri, devlet geleneğimizde azınlıklar, gayrimüslimlerdir. Haklı olarak, Cumhuriyetimizin kurucuları da, bu devlet geleneğimizi devam ettirdiler. Hatırlanacağı gibi, Lozan’da yapılan tanınma antlaşmamızda; yalnız gayrimüslimler azınlık olarak kabul edildi; yani, Müslüman olmayan Ermeni, Rum ve Yahudiler azınlıktır dendi. Şimdi, Cumhuriyeti dinsizler kurdu diyen hurafecilere, sormak gerekiyor. Cumhuriyet dinsiz ise, neden, uluslararası tanınma antlaşmamızda İslam’ı temel aldı ve Müslümanları kurucu asil unsur; Müslüman olmayanları (Gayrı Müslimleri) azınlık olarak kabul ettirdi? Evet, Cumhuriyetimizi dinsizler kurmadı ancak, öyle görülüyor ki, Cumhuriyetimizi dinsizler yıkacak…   Sömürgeci batının çelişkileri BOP’un gereği olarak, her fırsatta kürt koruyuculuğu ve savunuculuğu yapan AB-D, azınlık kavramını yozlaştırıyor ve yeni anayasaya koydurmaya çalışıyor. Ancak Lozan’da, Türkiye’nin tanınma antlaşmasında, Fransa, İngiltere ve dünyanın başka ülkelerinin imzaları var. Şimdi bize, adı geçen ülkelere 1923 yılında Lozan’da attıkları imzayı hatırlatacak devlet adamları gerekiyor. AB-D, her azınlık dediğinde ve kürt koruyuculuğuna soyunduğunda, Lozan’da attıkları bu imza önlerine konmalı ve sorulmalı: 1923 yılı, Lozan antlaşmasında, biz bir azınlık tanımı yaptık ve siz de bunu kabul edip imzaladınız. Ne oldu da, üzerinden 90 yıl geçmeden, azınlık tanımını değiştiriyor ve anayasamıza koydurmaya çalışıyorsunuz? Yoksa 1923 yılında, Lozan’da attığınız imzayı mı unuttunuz? Hayır, asla! Batı, hiçbir şeyi unutmaz; ama başkalarına unutturmaya çalışır…   1923 yılında, Lozan antlaşmasına imza atan, Fransa, İngiltere ve diğer devletler; Cumhuriyeti kuran iradeye, ülkemizin kurucu asıl unsurunu, ... Devamı

08 08 2012

Şemdinli'de neler olduğunu Şemdinlililerden dinliyorum.

Hakkari’nin Şemdinli ilçesi bir güzel ilçedir ki anlatılamaz. Şemdinli’de, Tekeli’de, Samanlı’da, askeri birliklerin nizamiyelerinin önünde otomobil içinde çok yattığım için bilirim. İlçenin hemen dışında derede yıkandığım için, olay yerlerine “yöre insanı” gibi gidebilmek için kara çarşafa bürünüp köylüler arasında kadın gibi geçmek isteyen gazeteciler olduğunun da tanığıyım. Hem İran, hem Irak’a sınır komşusu olan Şemdinli’de hiç böyle olaylar yaşanmamış, neredeyse 15 gün süren çatışmalar olmamıştı. Şemdinli, terör örgütü açısından stratejik bir ilçe. O yüzden ilk “kurtarılmış bölge”yi bu ilçede yapmak istediler, Eylül 1992’de “cephe savaşı” verdiler, geride 172 ceset bırakıp gittiler. Bu kez, PKK’lılar yine geldi. Bu kez, asker daha çok savunmada. Açıkçası teröristlere karşı silah kullananların, madalyalar alanların başlarına neler geldiği bilindiği için daha çok savunmada duruluyor, bu yüzden de teröristler bölgeden ayrılmıyor. “Niçin teröristler kaçmıyor”un özeti bu. Açıkçası, şimdiye kadar hiç böyle olmamıştı. Bunu, Şemdinli’de yaşayanlar da çok iyi biliyor. Bugün o yörede neler yaşandığını orada yaşanlardan birisinden dinleyelim: “Bu gece ilçe basılacak” Ramazan’da Şemdinli çok şenlikli olurdu. Gündüzleri hava sıcak olduğu için iftardan sonra havca serinler, insanlar sahura kadar çarşıda olurdu. Ramazan bu yıl da böyle başladı. Ancak PKK’lıların yol kesme olayından sonra ilçedeki hava değişti. Gün içinde, akşam evleri dolaşan ya da telefon eden... Devamı