02 12 2013

Türkiye-Güneydoğu Üzerinde Stratejik Oyunlar

Ortadoğuda bir satranç oynanıyor. Çeşitli ülkelerin çıkarları var. Bu çıkarlar doğrultusunda ülkeler birbirleriyle kıyasıya bir satranç oynuyor. Ülkeler çıkarları dorultusunda kah ittifak yapıyorlar, kah birbirlerine karşı oyun yapıyorlar. Kuralları sürekli değişen bir oyun bu. Ülkelerin çıkarları da bazen enerji, bazen güç, bazen ticaret, bazen sosyal. Bu karmaşık oyunda başliklar şöyle özetlenebilir: Kafkasya ve Hazar üzerinden Hindistan’a uzanılacak. Türkiye, Balkan devletleri gibi parçalanırken, Kürdistan’la Rus güney akım boru hattına darbe indirilecek. Bölgedeki petrol ve doğal gaz kaynakları kontrol altına alınmak isteniyor. İran’ın, Türkiye ve Suriye ile bağlantısının koparılması amaçlanıyor. İran’dan gelip Irak ve Suriye’den geçerek Doğu Akdeniz’e ulaşan 10 milyar dolarlık PARS gaz boru hattı projesi iştah kabartıyor. Türkiye’den Hindistan’a açılacak NATO koridorunun bir bölümünde kurulacak Kürdistan, Rus güney akım gaz boru hattının güvenlik dinamiğinde önemli değişikliğe yol açacak. ABD ve İngiltere’nin amacı, kıta Avrupası ve Rusya’nın ulusal ekonomisi ile enerji sektörünün entegrasyonunu önlemektir. İran’ın siyasi gücü ele geçirmesinde en önemli faktör, Rusya ile birlikte, Avrupa Birliği’nde önümüzdeki 100, 120 yıl içinde tüketilecek doğal gazın yüzde 40’ını sağlaması yatıyor. ABD ve İngiltere’nin amacı, kıta Avrupası ve Rusya’nın ulusal ekonomisi ile enerji sektörünün entegrasyonunu sabote etmek. NATO’nun stratejik misyonu, İsrail’in kuzey sınırlarını Hizbullah, güney sınırlarını ise Hamas’a karşı güve... Devamı

02 12 2013

'Cihat nikahı'nda son nokta: Kız kardeşle evlilik caiz

Nasır el Ömer, Suriye'de “cihat nikahının kıyılması” ve yaygınlaştırılması için her yerde konuşmalar yapan ve bu nikahı savunan önde gelen bir Selefi Şeyhi. Şimdi de Suriye'de savaşan muhaliflerin “kendi kız kardeşleri ve mahremleri ile nikâhlanabileceklerine dair bir fetva” yayınladı! ŞAM- Selefi şeyh Nasır el Ömer, Şia karşıtı yayınlar yapan "Visal" kanalında yaptığı açıklamada şunları söyledi: Silahlı mücahitler, namahrem mücahit (!) kadınlar bulamıyorlarsa, o zaman kendi mahremleri (anneleri, kız kardeşleri, kızları, teyzeleri, halaları…) ile evlilik akdi kıysınlar...” Tekfirci Selefi Şeyh Nasır el Ömer, konuşmasını şöyle sürdürdü: Yorgunluk bilmeyen mücahitlerin küfür karşıtı ve Suriye - İran zulüm rejimlerine karşı savaştıkları için kendilerine teşekkür ediyorum. Bazıları, Suriye'deki kardeş mücahitlerin hizmetine yönelik yayınlanan fetvaları eleştirmekte ve tepki göstermektedirler. Ancak kadınların ve çocuklara yönelik cinayetlerden bahsetmiyorlar” Selefi Şeyhi Nasır el Ömer daha önce de yayınladığı fetvasında “Şia ve Alevi kızlarının esir alınarak cihatçı gruplar arasında adil bir şekilde paylaşılması fetvasını” vermişti. (Ahlulbeyt Haber Ajansı)               Selefi Şeyhi Nasır el Ömer (Ortada)  ... Devamı

01 12 2013

The Cemaat Gücü 1 Amerikan-Kürt Partisi 0

Amerikan güreşi izliyoruz. İki taraf da ringdeki iplere yaslanıyor… Geriliyor da geriliyor… Önce yeşil mayolu The Cemaat Gücü dövüşçüsü hamle yapıyor. Havaya zıplıyor, bir bağırtı çağırtı… Havada iki takla atarken uçan tekmeyi gösteriyor. Tekmeden korkan kara mayolu Tayyip Yunaytıd’ın dövüşçüsü ağır darbe almamak için yerde yuvarlanırken “Aman Allah’ım kan çıkacak” diye gözlerimizi kapatıyoruz. “Küüt” diye bir ses… Bir de bakıyoruz ki tam kara mayolunun göbeğinin üstüne düşmesi gereken iri kıyım yeşil mayolu dövüşçü, kara mayolunun hemen yanı başına düşmüş. Çıkarılan seslerden ve görüntü hilelerinden dolayı; “Yeşil mayolu herhalde ölmüştür” derken. Naralar, bağırtı ve cayırtılar.. Kara mayolu dövüşçü yerden öyle bir doğruluyor ki ekrana yansıyan asabiyetten, havaya kalkan yumruklardan, “Herhalde yeşil mayolunun ciğerlerini elleri ile sökecek” korkusuna kapılıyorsunuz. Dehşete düşüyorsunuz ama ekran başından kalkamıyorsunuz!.. Kara mayolu, ring iplerini geriye doğru iyice geriyor.. Ok gibi ileri fırlıyor… “Yandı anam, adam” diye siz koltuklarınızdan fırlarken, yeşil mayolu kıvrak bir kıvırmayla rakibin ölümcül hamlesini bertaraf ediyor. Kara mayolu Tayyip Yunaytıd dövüşçüsü de hızını alamayıp ringin öbür tarafından izleyicilerin üstüne düşüyor. “Kemikleri kırılmıştır herhalde adam fena çakıldı” derken kara mayolu pişmiş kelle gibi sırıtıp seyircilerin üstünden ayağa kalkıyor. Bağırtılar… Cayırtılar… Kara mayolu tüm kızgınlığı ile iplerin üstünden ringe ölüm u&ccedi... Devamı

01 12 2013

The Cemaat Gücü / Amerikan-Kürt Partisi

Amerikan güreşi izliyoruz. İki taraf da ringdeki iplere yaslanıyor… Geriliyor da geriliyor… Önce yeşil mayolu The Cemaat Gücü dövüşçüsü hamle yapıyor. Havaya zıplıyor, bir bağırtı çağırtı… Havada iki takla atarken uçan tekmeyi gösteriyor. Tekmeden korkan kara mayolu Tayyip Yunaytıd’ın dövüşçüsü ağır darbe almamak için yerde yuvarlanırken “Aman Allah’ım kan çıkacak” diye gözlerimizi kapatıyoruz. “Küüt” diye bir ses… Bir de bakıyoruz ki tam kara mayolunun göbeğinin üstüne düşmesi gereken iri kıyım yeşil mayolu dövüşçü, kara mayolunun hemen yanı başına düşmüş. Çıkarılan seslerden ve görüntü hilelerinden dolayı; “Yeşil mayolu herhalde ölmüştür” derken. Naralar, bağırtı ve cayırtılar.. Kara mayolu dövüşçü yerden öyle bir doğruluyor ki ekrana yansıyan asabiyetten, havaya kalkan yumruklardan, “Herhalde yeşil mayolunun ciğerlerini elleri ile sökecek” korkusuna kapılıyorsunuz. Dehşete düşüyorsunuz ama ekran başından kalkamıyorsunuz!.. Kara mayolu, ring iplerini geriye doğru iyice geriyor.. Ok gibi ileri fırlıyor… “Yandı anam, adam” diye siz koltuklarınızdan fırlarken, yeşil mayolu kıvrak bir kıvırmayla rakibin ölümcül hamlesini bertaraf ediyor. Kara mayolu Tayyip Yunaytıd dövüşçüsü de hızını alamayıp ringin öbür tarafından izleyicilerin üstüne düşüyor. “Kemikleri kırılmıştır herhalde adam fena çakıldı” derken kara mayolu pişmiş kelle gibi sırıtıp seyircilerin üstünden ayağa kalkıyor. Bağırtılar… Cayırtılar… Kara mayolu tüm kızgınlığı ile iplerin üstünden ringe ölüm uçuşu... Devamı

30 11 2013

İşbirlikçiliğe ve kahramanlığa Akhisar'dan bakış...

Akhisar’da terziler, 1919 yılında, Yunan Milli Bankası’ndan Fonlanarak; Yunan Bayrağı dikiyordu…     Ve Akhisar’ın Bakırcı Efe’si (Saçlı Efe), Bunlardan Nasıl hesap sormuştu?...     İbret-i âlem için Bu güne yansımalarıyla… … …       25 Mayıs 1919 Manisa işgal edilmiştir; Akhisar henüz işgal edilmemiştir Ama Yunan Milli Bankasının fonlarıyla Akhisar’a girilmiştir; Gâvurun parasıyla desteklenen Akhisarlı terziler, Gece gündüz Yunan bayrağı dikerek  Sokakları donatıyorlardı. Bunun üzerine  Akhisarlı Bakırcı Efe dağa çıkarak,  Yerli işbirlikçi satılmışlara karşı Savaşı başlatır. Olayı duyan Parti Pehlivan ile Çerkez Ethem Bakırcı Efe’ye yardıma koşarlar. Parti Pehlivan 17–18 Mayıs gecesi, 14 mahkûmu da alarak Dumanlı Dağa çıkmıştır. Orada tutunamayacaklarını anlayınca Akhisar’a gelir, Halit Paşa ve Çerkez Ethem ile buluşur. 11 Haziran’da, Akhisar’daki bir kısım hainleri Cezalandırdıktan sonra, Karaosman oğlu Halit Paşa; Parti Pehlivan’a Manisa ve Menemen’deki durumları sorar:... … … … … Şimdilerde, Kimileri, Yine gâvurun fonlarıyla yemlenerek, Gâvurun evini, Gâvurun kilisesini Onaracakmış!... … … …         İlimizin her yanını İşgalden kurtuluşa yaşadıklarıyla, Zaman içinde tek tek ele alacağız. Neresinden başlayacağımızı biz değil, şartlar belirliyor. Manisa, Akhisar, Üçpınar, Salihli, Kula…   Mustafa YILDIRIM’ın yazısından hatırlayın; ... Devamı

26 11 2013

Suriye'de Türkmen Katliamı!

Selefiler "Dininiz Zayıf, Katlınız Vacip, Malınız Helal, Hanımlarınız Hediye" Diyorlar ve... Suriye’deki Selefi gruplar, Hatay sınırına bir kilometre uzaklıktaki Türkmen köylerinde katliam yapıyor. Türkiye ve dünya, Türkmenlerin dramından habersiz. “Dininiz zayıf, katlınız vacip, malınız helal, hanımlarınız da hediye.” Suriye’de gittikçe hâkimiyet kuran Selefi gruplar bu sloganlarıyla Hatay’ın Yayladağı İlçesi’nin bitişiğinde yaşayan Bayır Türkmenleri arasında son birkaç aydır terör estiriyorlar. Ancak Türkiye ve dünya kamuoyu Beşar Esad güçleri ve Selefiler arasında sıkışıp kalan Türkmenlerin dramından bihaber. Geçtiğimiz cuma günü Türkmenlerden birebir bilgi almak üzere Yayladağı’na gittim. Sınıra bir kilometre uzaklıkta bir evin damından savaş tüm çıplaklığıyla izlenebiliyordu. Rejime ait tanklar Keseb denen tepe mevziinden Türkmen köylerini topa tutuyordu. İki gün önce rejime ait MİG’ler köyleri bombalamış. İki Türkmen kadın yaşamını yitirmiş. Biraraya geldiğim bir grup Türkmen savaşçı hep bir ağızdan “Biz Osmanlı’nın çocuğuyuz sonuna kadar direneceğiz” derken çaresizliklerini gizleyemiyorlardı. “KÖYLERİMİZE SIZIYORLAR” “Böyle devam ederse Suriye’de Türkmen kalmayacak. Selefiler köylerimizi teker teker ele geçiriyorlar, insanlarımızı barbarca katlediyorlar, sesimizi duyan yok,” diye yakınan Ömer El Muhtar tugayında savaşan Ömer Abdullah adlı genç cepheden yeni dönmüştü. Hatay ile Lazkiye arasındaki dağlarda bulunan “Bayır” bölgesindeki Türkmen köylerinin son durumunu şu sözlerle özetledi: “Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), son birkaç aydır köy... Devamı

24 11 2013

Sarsıcı örnek /Adolf HİTLER ve Benzerleri

Barzani Diyarbakır’da gövde gösterisi yaptı... Diyarbakır sokaklarında ve belediyesinde sözde “Kürdistan” paçavrası dalgalandı. Kıbrıs ve Ermeni açılımları başladı.  Ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğü bağıra bağıra ağır tehdit altında. Tamam, “devlet memuru” Genelkurmay Başkanı, “iç siyasetten” elini eteğini çekti de doğrudan Türkiye'nin güvenliğiyle ilgili bu konularda söyleyecek hiçbir sözü yok mu? Sordum, soruşturdum... Yokmuş!.. Kıbrıs’ı Rum işgâlinden kurtaran adsız kahraman, “Kürdistan” kurulmasın diye ömrünü dağlarda geçiren efsane komutan Engin Alan’a müracaat ettim. Günümüz Türkiye’sinde yaşanan olaylara girmeden, şu kadarını söyledi: “1944 Hitler dönemini inceleyin. Başarısızlıktan orduyu sorumlu tutup, 80 askeri astırdı... 5 komutan intihar etti... 700 subayı cezaevine koydu... Ve Berlin bir gecede teslim alındı.”        Öyle ya, Hitler’in ilk icraatı Alman Silahlı Kuvvetlerinin adını değiştirmek oldu. Sonra doğrudan kendisine bağlı özel kuvvetler SS’leri kurdu. Herşeyi o biliyor, savaş planlarını bizzat hazırlıyordu. Akıbet Engin Alan’ın hatırlattığı gibi; Kızıl Ordu Berlin’i teslim aldı, haftasında Hitler intihar etti.    Acaba Engin Alan Hitler örneğiyle kimlere, ne mesaj verdi? “Berlin bir gecede teslim alındı” dan kastı ne? Diyarbakır’ın teslim edildiği mi, yoksa düşmanların Ankara kapısına dayandığı mı? Yorumunu, bizlere bıraktı. SAVAŞLA DEĞİL, BİR AVUÇ DOLAR VE ALTINLA Efsane Komutan Engin Alan’ın sözlerinin üzerine söze hacet yok, ama galiba şunlara da dikkat &cced... Devamı

21 11 2013

DİYARBAKIR’DA ASLINDA NE OLDU?

Artık şehit cenazeleri gelmiyor, fakat ne karşılığında? Dün (16 Kasım 2013) Diyarbakır'da Erdoğan-Barzani buluşmasında olup bitenler bu sorunun yanıtını çok veciz bir şekilde vermiyor mu? Bir süredir faturalar birer birer önümüze konmuyor mu, Diyarbakır'da da kabarık bir fatura daha konmadı mı önümüze? Bakın, nelerin müjdesini vermiş orada BOP’un eşbaşkanı: Büyük Ortadoğu Projesi'nde Diyarbakır'ı yıldız yapma stratejini sürdürüyoruz. Suriye'nin kuzeyi, Diyarbakır ve Erbil birbirine bağlıdır. PKK için genel af çıkaracağız. Barzani, Irak Kürdistan Başkanı! Aslında bütün bu olup bitenler bir zincirin halkaları, bir senaryonun parçalarıdır, Amerikan patentli bir senaryonun. Her şey halkımızın şu cümleyi söyleyeceği şartları oluşturmak içindi: Yaşasın, artık şehit cenazeleri gelmiyor, analar ağlamıyor! Oysa biz "yaşasın, artık şehit cenazeleri gelmiyor, analar ağlamıyor" diyerek kendimizi avuturken, Amerika ve işbirlikçileri malı alıp götürüyor.   ** Peki, nedir bu senaryo? Bundan önce, 26. 8. 2013 tarihli bir makalemde açıklamıştım. Aşağıda, bir kez daha yurttaşlarımın dikkatine sunmakta büyük fayda görüyorum. ** AKP hükümetinin PKK açılımı devam ediyor, yakında bir paket daha açıklayacaklar. Halkın tepkisine karşı kullandıkları“artık şehit cenazeleri gelmiyor”,”Analar ağlamasın, gözyaşı dinsin!” formülleri hayli etkili oldu. İşleri gerçekten çok kolaylaştı; eğer ellerinde böylesine etkili bir bahane olmasaydı, PKK ile, onun başı olan şahısla masaya hiç oturabilirler miydi? BOP’un sahibinin, Büyük Plan’ın hazırlayıcısı Amerikan hükümetinin her şeyi iyi planlamış olduğu açıkça... Devamı

13 11 2013

Hüseyin Avni COŞ kimdir?

Son günlerin en önemli gündemi 10 Kasım'da kendisini protesto edenlere "gavat" diyen Adana Valisi Hüseyin Avni Coş. Hüseyin Avni Coş'u 2 yıl önce onu çok yakından tanıyan bir isim Aydınlık'tan Şenol Çarık'a anlatmıştı. 2005-2009 arasında Kırklareli Valisi olan Coş'u yakından tanıyan CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek bakın gazetelere nasıl anlatmıştı: Turgut Dibek, ‘Vali Coş’u nasıl tanırsınız?’ sorumuzu “Gittiği her yerde her şeye karışıyor. Hastaneye gidiyor sağlık müdürünü o yönetmeye çalışıyor. Emniyet Müdürü’nü, Milli Eğitim Müdürü’nü…” sözleriyle yanıtladı. Ve hafızalarımızı tazelercesine hatırlatmalarda bulundu: “Coş, Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemiyle ilgili iddiaları araştıran ve Erdoğan hakkındaki birçok iddianın ‘asılsız’ olduğuna karar veren Mülkiye Başmüfettişlerinden birisidir. 1991’de OHAL Bölge Vali Yardımcılığı yaptı, AKP hükümeti döneminde Bingöl Valisi oldu. Orada ancak 1 yıl durabildi. Daha sonra Aksaray Valiliği’ne atandı ve 2005 yılı sonunda Kırklareli Valisi oldu.” MASASINDA BİR DEĞİL İKİ TAYYİP RESMİ CHP’li Dibek, sonrasında pek çok krizin yaşanmasına öncülük edecek olan ilk olayı şöyle anlatıyor: “Vali, ilimize yeni geldiğinde ben CHP İl Başkanı’ydım. Kendisini ziyarete gittik. Makamındaki masasına bir baktım sol tarafında Tayyip Erdoğan’ın çerçeveli resmi var. Bugüne kadar valilik makamında başbakan resmini ilk kez gördüm. Vali’yi Cumhurbaşkanı atar. Cumhurbaşkanı ve Atatürk resmi olur ama bunu hiç görmemiştik. Bir süre sonra ikinci resmini koydu. Tam da Erdoğan’ın AKP İl ... Devamı

10 11 2013

KOŞŞŞŞ! YA KULUM

Başbakan ın armatör oğlu Burak Erdoğan "cici" anlamına gelen  "Pretty" Malta bayraklı gemiyi 20 Milyon dolara alarak Filosunu kattı. Şimdi Filo da 6 Gemicikleri var.. *** Maziye dönelim.. *** Kriz Dünya da ,birçok dev firmaları yutarken.Başbakan Erdoğan krizi fırsata çevireceğiz ve Türkiye kazanacak demişti. Kazanan Türkiye mi ?.. Şahıslar mı ?.. Göreceğiz.. *** Gerçekten de öyle oldu.. Geçtiğimiz yıllarda krizi fırsata çeviren .. Unakıtan lar ..Ve ;.. Ahmet Edip Uğur ve  yüzlercesi olmuş.Demekki Türkiye bunlarmış.. *** Unakıtan ların.. İki .. Tavuk.. Kümesi.. Yumurta.. Saklanan.. İki soğuk hava deposu.. ..Ve;.. Civciv.. Büyütme.. Kümesi vardı.. *** AB Gıda tam hasat zamanı ,düşük gümrük tarifesiyle 4 bin 400 ton Mısır ithal edince piyasalar allak bullak oldu. Baba .. Unakıtan.. O tarihlerde .. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Tayyip  Erdoğan'ın abim dediği Eski maliye bakanı Kemal Unakıtan.. *** Mısır ithal gümrük vergisi o tarihte  % 20 ithal sonrası % 45'e daha sonra  % 70'e fırlayıveriyor. Bu işten.. unakıtanların Karı.. Tam 380 Milyon lira.. *** 2005.. 2006.. 2007.. 2008.. ..Ve 2009 ..Koşşşş !..Ya kulum !..Devam  eder ve Katlayarak üstüste koyar Unakıtanlar..  Bir gün İstanbul sanayi Odası tarafından yapılan açıklama da Türkiyenin en büyük 500 sanayi Kuruluşu listesin de 434 ncü  olarak yer alır.. Bitmedi.. Bunun gibi,AKP ye sırtını dayayıpta krizi fırsata çeviren yandaşlardan birisi de Ahmet Edip Uğur.. AKP Balıkesir Milletvekili.. ve AKP Genel... Devamı

10 11 2013

Sonun sonu! Erdoğan'ın ipini Arınç mı çekecek?

“Pazar yazılarını” inatla siyaset dışı tutuyor, “insana”dair” yazıyorum. Ancak bu hafta o kadar önemli ki, bu pazar inadımı kendim kırıyorum. *** 28 Mayıs 2013 günü bu köşede yazdığım yazının başlığı “Sonun Başlangıcı/Başlangıcın Sonu” idi. O yazıda 10.12.2002 tarihinde Beyaz Saray Oval Ofis’te dönemin ABD Başkanı (oğul) Bush tarafından “ABD’nin Ortadoğu taşeronluğuna” atanan Recep Tayyip Erdoğan’ın 16.05.2013 günü yine Beyaz Saray Oval Ofis’te bu kez ABD Başkanı Obama tarafından bu görevden azil edildiğini, dolayısı ile dünyadaki işlevini tamamen yitirdiğini, RTE için artık “Sonun Başlangıcı/Başlangıcın Sonu”nun başladığını yazmıştım. Ağustos 2012 tarihinde Obama, RTE ile telefonda konuşurken, elinde sallandırdığı beyzbol sopası ile çekilmiş resmi Beyaz Saray tarafından dünyaya servis edildiğinde Don Kişot ve Sancho Panza’sı hariç herkes eski Başkanlardan Theodore Roosevelt’in ABD dış politikasına yıllardır yön veren (Big Steak Ideology) “Büyük Sopa İdeolojisi”ni hatırlamıştı. “Speak softly and carry a big stick; you will go far.” (Eğer yumuşak konuşur ama aynı zamanda elinde büyük bir sopa taşırsan her daim ileri gidersin!) *** Ne RTE ne AD bu mesajı alamadı! Halbuki, Obama bir sağa bir sola yalpalayan, kimi zaman munis bir kedi, kimi zaman başına buyruk bir tazı postuna bürünen; bunun içindir ki öngörülemeyen/ tahmin edilemeyen/ kendi hayal dünyasında yaşayan/tahammülsüz ve nihayetinde “güvenirliliği”ni tamamen yitiren RTE’yi “sopa” ile Ağustos 2012’de son kez uyarmıştı. RTE mesajı almayınca Mayıs 2013’de toptan reddedildi ve “onurlu yalnızlığı”na terk edildi. RTE bu kez mesajı aldı ama artık v... Devamı

08 11 2013

Çetin Doğan Alevi mi?

“Fiziki olarak İzzettin Doğan’a çok benziyor; soyadı da Doğan. Alevi olması çok büyük ihtimal… Fazlasıyla cumhuriyetçi-laik, Atatürkçü… ABD hegemonyasına karşı, yurtsever, inancın-inanç tacirliğinin kışlaya nüfuz etmesine karşı, ilkelerinden hiç taviz vermiyor, ‘işimizi’ zorlaştırıyor, öyleyse hakkında bir senaryo yazın, gereği yapılsın… Süründürün!”  Üstteki kupür; imalatın ve talimatın en çarpıcı kanıtı! Böyle bir talimat yoksa bu tamamı akıl ve mantık ötesi olan kupür neyin nesi? Adam Alevi mi; hayır… “Bizden olan birlik komutanları” ne demek; e o halde böyle bir kepazeliğe inanmak için ya aptal ya da vicdansız olmak gerekmez mi?  “Görevli” gazetelerden biri olan Akit’in iki gün önceki (06 Kasım 2013)manşetini ve bu kolektif imalatı görüp, diğer benzer yazılan-konuşulanları ardı ardına getirince bir talimatın gerçekliğine inanarak, çoktandır tasarladığım, benim açımdan bir ahlak ve insani sorumluluk noktasına gelen bu yazıyı yazmaya karar verdim. Kendisini tanımamama karşın vicdanım kanamaya devam edecekti. Ya bütün suçlamalar, böylesi iftira ve düzmece savlara dayalıysa? Vicdanıma nasıl hesap verecektim; Hakk’ın divanına nasıl duracaktım? Hikâye şöyle;  2010 Ocak ayının son günleriydi. Meşhur “Alevi Çalıştayları” nedeniyle üç gün süreyle iktidarın kimi akıl daneleri ve Alevi-Bektaşi kurumlarının ileri gelenleriyle birlikte Kızılcahamam’da bulunuyorduk. O akşam yemek sonrası; Çalıştayın Moderatörü Sn. Necdet Subaşı (Çalıştaydaki başarısından sonra Diyanet Strateji Dairesi Başkanı yapıldı), Sn.... Devamı