18 04 2013

Akil adamlar(!)a Kayseri'de büyük şok.

Akil adamlar(!)a Kayseride büyük şok. |  görsel 1

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın PKK terörüne çözüm bulmak adına ortaya koyduğu Kürt Açılımı'nın ardından oluşturduğu Akil İnsanlar Heyeti'nin İç Anadolu Grubu, Kayseri'de protesto edildi. Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği'ni ziyaret eden Ahmet Taşgetiren başkanlığındaki heyet şehit aileleri ve gazilerin hışmına uğradı. Öfkeli şehit aileleri ve gaziler Akil İnsanlar Heyeti'ne "Benim kanım üzerinden pazarlık yapmayın! Defolun gidin! Utanmadan buraya gelişmiş konuşuyorlar" şeklinde bağırarak tepkilerini dile getirdi. "TÜRKİYE'DE KÜRT SORUNU YOK SORUN PKK SORUNUDUR" Önce sakin başlayan ziyaret, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Başkanı Ali Yavuz'un Akil İnsanlar'ın yürüttüğü faaliyete karşı olduğunu belirtmesi ve "Barış isteniyor ama biz bir yerle savaşmıyoruz ki! Birileri hak istiyor ne hakkı istiyor? Biz bu devleti birlikte kurmadık mı? Kürdistan deniyor! TBMM'de bir Milletvekili'nin o bölgelerimize Kürdistan demesi beni rahatsız ediyor. Bizim sorunuz Kürt vatandaşlarımızla değil, dış güçlerin taşeronluğunu yapan PKK ile sorunumuz var. Ben ve şehit ailelerimiz Türkiye'de Kürt sorunu olmadığına yaşanan sorunun PKK sorunu olduğuna inanıyoruz. Biz bu terör sorunu çözmek için yola çıkmalıyız. Biz Kürt sorununu çözeceğiz diye yola çıkarsak en baştan arabayı devirmiş oluruz. Bizim sorunuz terör sorunu" demesi üzerine ortam bir anda gerildi. "DEFOLUN GİDİN!" Dernek odasında bulunan şehit aileleri ve gaziler "Benim kanım üzerinden pazarlık yapmayın. Defolun gidin! Şehidimin hakkını ödeyemeyeceksiniz! Utanmadan buraya gelişmiş konuşuyorlar. 30 bin kişinin katiline yol gösteriyorsunuz. Ap... Devamı

12 02 2013

Üniter devlete nasıl kolayca veda ediyorsak...

Musul'dan 500 bin sterlin yani 1.5 milyon dolara vazgeçtik... Bağdat Caddesi'nde ev fiyatına... O zaman istediğini alan İngiltere, şimdi topraklarımızda federal bir devlet hayali taşıyor. Özerk bir Kürt devletinin yapı taşlarını döşüyor Geçen haftaki 'Üniter Devlet'e Veda Ederken' başlıklı yazım epey konuşuldu/ tartışıldı. Ana dilde savunma hakkının nelere mal olabileceğini ve nihayetinde üniter devletin sonunu hazırlayabileceğini iddia etmiştim. Eklemem gerekli soru şuydu: Eğer sessiz sedasız federal bir devlet yapısına geçmemiz isteniyorsa; bunu yapma imkânımız var mı? Yani üniter devletten federal devlete geçmek mümkün mü? CEVABI peşinen vereyim: HAYIR mümkün değil. ÇÜNKÜ dünyada örneği yok... Kamu borçlarını nasıl pay edeceksiniz, gelir adaletsizliğini nasıl kapatacaksınız, coğrafi benzemezliğin yarattığı uçurumu nasıl önleyeceksiniz? Daha yüzlerce girift sorun var aşmanız gereken. EĞER Türkiye büyük savaş sonrası federal bir devlet olarak kurulsaydı herkes bulduğuna razı gelirdi ve bu devlet biçimi kolaylıkla benimsenirdi... Peki ya şimdi? Birbiri içine geçmiş haldeyken nasıl özerk bölgeler yaratacaksınız. BU imkânsızdır. İYİ ama bu imkânsızlık gün gibi ortadayken nasıl oluyor da yavaş yavaş federal sisteme kayıyoruz? YOKSA yöneticilerimiz uyuyor mu? BAKINIZ... Bu durumu anlamak için biraz geriye gidelim... Ve biz kazanımlarımızdan nasıl kolay vazgeçiyoruz ona bir bakalım. Daha doğrusu kime karşı hep vazgeçiyoruz... Onun adını koymaya çalışalım... Son kuruşuna kadar Osmanlı'nın borçlarını ödüyoruz... Peki ama niye? OSMANLI'nın A'dan Z'ye tüm mirasını reddederken neden borçlarını üstlendik? ŞİMD... Devamı

04 01 2013

Cemal Gürsel'den Ethem Menderes'e mektup

Ankara 3 Mayıs 1960 Aziz vekilim; Dün geceki konuşmalarımızdan cesaret ve ilham alarak zât-ı âlilerine, memleketin huzur ve istikrarı için alınması lâzım gelen tedbir ve kararlar hakkında düşüncelerimizi arz etmeyi millî ve vatanî bir vazife bildim. Sayın Başvekilin açıklamalarını dinledim ve okudum; bunlarda, benim düşüncelerimin kabulüne müsait bir zeminin henüz mevcut olmadığı aşikâr olarak belli ise de, gene de görüşlerimin sizlere iblâğının zarurettine inanıyorum. Muhterem Vekilim; şu hakikatı kabul etmek lâzımdır ki, Kayseri hâdiseleriyle başlayıp son karar ve feci olaylara kadar devam eden vak'alar vatandaş ruhunda derin tesirler ve Hükûmete karşı telâfisi güç hoşnutsuzluklar yaratmıştır. Hele Ordunun talebelere karşı akılsızca kullanılması, işin vehametini arttırmış, Ordu mensuplarında da huzursuzluk ve güvensizlik hisleri belirmiş, korkulan şey olmuş, Ordu politikaya karıştırılmıştır. Sayın Vekilim; Bu ahvâl küçümsenecek, cebir ve şiddetle geçiştirilecek şeylerden değildir. Memleket, Hükûmet ve Partinin düştüğü bu müşkül vaziyeti kurtarmak için sükûnetli fakat ciddi ve zecri tedbirler almak lâzımdır. Bu tedbirler şunlar olmalıdır: 1 - Cumhurbaşkanı istifa etmelidir. Cumhurbaşkanlığına Sayın Adnan MENDERES getirilmelidir. Bu muhterem zatı her şeye rağmen Milletin çoğunluğunun sevmekte olduğuna kaniim, bu sevgiden istifade edilerek kırılanların gönülleri alınmalı ve millete yeniden güven telkin edilmelidir. 2 - Kabine'de iyi kabul edilmeyen ve suihalleri bütün memlekete yayılmış bulunan... Devamı

02 01 2013

‘Cennete gitmek için ÖSO militanlarının cinsel isteklerini gider

‘Cennete gitmek için ÖSO militanlarının cinsel isteklerini gider |  görsel 1

Suudi Arabistan’da Vahhabi müftü Muhammed El Arifi Suriyeli muhaliflerin uzun süredir savaştığı için cinsel ilişkiye gidemediğini söyleyerek, militanların cinsel isteklerini karşılamanın cennete gitmek için yerine getirilmesi gereken bir görev olduğunu iddia etti. Presstv’nin haberine göre, Vahhabi müftü Muhammed El Arifi Suriye ile ilgili verdiği fetvada insanlık dışı önerilerde bulundu. Suriye’deki militanların iki yıldır savaştıklarını, bu yüzden uzun süredir cinsel ilişkiye giremediklerini söyleyen El Arifi, ÖSO militanlarının muta* nikahıyla Suriyeli kadınlarla kısa süreli evlilikler yapabileceğini söyledi. Müftü El Arifi “mücahit” olarak nitelendirdiği yabancı militanların Suriyeli kadınlarla ilişkiye girerek cinsel arzularını tatmin edebileceğini, böylece militanların “Suriyelileri öldürmek için kararlılığının artacağını” savundu. Cinsel ihtiyaçları gidermek için yapılacak evliliklerde dul, boşanmış ve 14 yaşından büyük kadınların tercih edilmesi gerektiğini söyleyen müftü, militanların cinsel isteklerini karşılamanın cennete gitmek için yerine getirilmesi gereken bir görev olduğunu iddia etti. *Müt’a veya Muta nikahı;bir erkeğin, rızası olan bir kadınla, bir ücret karşılığında, belirli bir süreliğine birlikte olmak üzere evlenmesi. Müt’a kelimesi ise sözlükte “kendisinden faydalanılan şey” olarak tanımlanıyor. (soL-Dış Haberler)... Devamı

01 01 2013

YENİ GLADYO HAYIRLI OLSUN !

Bugün Türkiye’de neler olduğunu anlayabilmek için Gladyo’nun ülkemizdeki geçmişini biraz bilmek gerek.  II. Paylaşım Savaşından hemen sonra dünya, ABD ve Sovyetler arasında hızla tırmanan bir kamplaşmaya sahne oldu. Türkiye’yi yönetenler tercihlerini ABD’den yana yaptılar. Gerekçe,“Komünizmin ülkeye girmesini önlemek”ti. “Türkiye’yi komünizmden ABD koruyacak”tı. “Komünizme karşı” ilk operasyon, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) bünyesinde yapıldı. 1948 yılında aralarında Alparslan Türkeş’in de olduğu 16 subay “özel harp” teşkilatını kurmak maksadıyla ABD’ye eğitime gönderildi. Eğitimi tamamlayan bu subaylar, daha sonra “Özel Harp Dairesi” olarak anılacak yapının temellerini attılar.  ABD’de “komünizmle mücadele eğitimi”ne sadece askerler gönderilmedi. Çeşitli burslar, fonlar, “bilgi ve görgü artırma” kursları ve çeşitli “sivil” kuruluşlar devreye sokularak, yüksek bürokratlar, güvenlik görevlileri, gazeteciler, sendikacılar, akademisyenler ve siyasetçiler de ABD yollarını tutarak “eğitim” ve “kurslar”dan geçirildiler.  Bütün bunlar kısa sürede semeresini vermeye başladı. Askeri, harici, güvenlik, adli ve eğitim bürokrasisi başta olmak üzere, ülkenin devlet, siyaset ve toplum hayatında hızla, “konüminzmle mücadele”yi kendisine şiar edinmiş ve aynı zamanda Amerikan muhibi olan bir kesim oluşmaya başladı. Bu kesime mensup sendikacılar, gazeteciler vb, meslekleri ile ilgili esas görevlerini bırakıp, “komünizmle mücadele”yi esas görev olarak seçtiler. Bununla da kalmadı. 1950’li yıllarda... Devamı

21 12 2012

Deli Dumrul haraçları

Deli Dumrul haraçları |  görsel 1

Önce yolların köprülerin Deli Dumrul’u, hükümetler idi. Şimdi holdingler oldu gayri. Yoldan mı geçeceksin? “Paran var mı paran? Yoksa geçemezsin.” “Ulan sizin yolunuz batsın, yol da parayla mı olurmuş” der, evinde mi oturursun? Bu kez faturana iliştirir Deli Dumrul yol vergisini. Köprüden karşıya atlayıp boğazda çay içmek mi istedin. Paran varsa atla. Yoksa, Deli Dumrul geçirmez. *** Yedin bulgur pilavını, kana kana su istedi canın. İçmezsen yanacaksın. Ama içersen de yanacaksın. “Küçüğü 50 kuruş, büyüğü bi buçuk abi“ “Allahın suyu da parayla mı” diyeceksin ya, köy değil ki bura. Burada gözelerin her birine, bir Deli Dumrul oturmuş. Kızılırmak suyudur demeden, doktorluk olmayı göze alıp “musluktan içeceğim anasını satayım” mı dedin? Maden atıkları dökülmüş olsa bile, ırmak beleş değil ki. Deli Dumrul Belediye. Paran yoksa, musluğa dayayamazsın ağzını. *** Çok içtim, az içtim yok. İçtin mi tuvalet farz olur. Gitmeyip üstüne mi yapacaksın? Ama önce cüzdanı açacaksın. Bozukluğun yoksa, tuvaletçi üstünü verene kadar üstüne kaçırmazsan iyi. Sonra da merkez bankasının dönen kolundan geçeceksin. “Çok sıkıştım acelem var” deme sakın, “hopp hemşerim, tuvalet 1 lira” diye yersin fırçayı. “Ne malum küçük yapacağın” diye bozulmayı göze alıyorsan eğer, “benimki küçük abi” diyebilirsin. “Bunlara haraç vermektense, zorlarım kendimi, eve giderim” mi diyorsun? Boşuna deme, orada da Deli Dumrul bekler. Belediye Deli Dumurul’u, içtiğine ayrı, döktüğüne ayrı para keser. ... Devamı

21 12 2012

DEDELER ve TORUNLARI !

DEDELER ve TORUNLARI ! |  görsel 1

Bağımsızlık Savaşı… Yunan İzmir’i işgal etmiş, Anadolu kan ağlamaktadır. Kuvvacı çeteciler köylüyü uyandırmak ve düşmana karşı bir milli birlik ve/veya bugünkü söylemiyle “Birleşik Cephe” oluşturmak için dağ, bayır dolaşmaktadır. İşleri oldukça zordur.”Ulus Dağı”nda milli ateşi yakmak ve büyütmek gerekmektedir. ” Parti Pehlivan’ın vatan savunması ve gavura karşı direnmek için yaptığı davete köylülerin verdiği cevap son derece ilginçtir. “İyi, emme biz bir şey yapamayız, Sümbüller Köyü’nde bir şıhımız var. Ona sorun.” Parti Pehlivan ve yanındakiler Sümbüller köyüne varırlar. Köylüler meydanda toplanmışlardır. Şıhları da gelir. Saçı sakalı birbirine karışmış, kir pas içinde bir meczup. Giritli Derviş Mehmet!… Parti Pehlivan “Yunan gavuru İzmir’i, Menemen’i vurdu, buraya da ha geldi, ha gelecekler…EZAN sustu. ÇAN sesleri ayyuka çıktı. mala, ırza, cana tecavüz ediyorlar. Gelin, gavura karşı duralım.” Derviş Mehmet, kendini bir şey zanneden, adam sayanların edasıyla diklenir ve şu cevabı verir. “Ben Yunt Dağı’na kadar bu köylerin tarikat Şeyh’yim, bizim tarikatımız kurşun atmayacak…Mehdi gelmeden caiz değildir.” Derviş Mehmet işbirlikçidir. Onun ve onun gibilerin elindeki silah düşmana kurşun atmaz ve atmayacaktır da.. Dün veya bugün onlar için asla fark etmez. Onlar Türk’ün esaretine de egemenliğin paylaşılmasına da rıza gösterirler. Önemli olan sadece ve sadece kendi çıkarlarıdır. Bu Olaydan Çok Değil, Tam On Yıl Sonra Derviş Mehmet Gene YUNT DAĞI’nda Çöreklenmiştir… Köyler aynı..Dağlar aynı.. Meczup aynı…Dün Yun... Devamı

21 12 2012

MUKADDESATÇI

MUKADDESATÇI |  görsel 1

Emekli Kurmay Pilot Albay Hüseyin Avni Güler anlatıyor; “ 1958’de Lübnan’da Müslüman Araplarla Hıristiyan Araplar arasında savaş çıkmıştı. Ben Ankara Etimesgut 12. Hava Üs Komutanlığı’nda Yüzbaşı olarak görevliydim. Bu üsten C-47 Dakota uçakları ile Lübnan’a yedi sefer uçtum. Her uçuştan önce uçaklarımıza sandıklar yükleniyordu. Kapalı ve büyük sandıklardaki yükümüzün ne olduğunun farkında değildik, çünkü bilgilendirilmiyorduk. İlk yüklemelerde o zamanki Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu meydana geliyor ve uçağın yüklenişine bizzat nezaret ediyordu. O yıllarda Kıbrıs İngilizlerin elindeydi. Uçaklarımız önce Kıbrıs’a doğru uçuyor burada İngiliz jetlerine parola veriliyor daha sonra Lübnan istikametine dönülüyor ve Beyrut’a iniyorduk. İnişten sonra sandıklar boşaltılıyor, uçuç ekibine birer sandviç ve kola veriliyor, yakıt ikmali yaptıktan sonra da o gece Türkiye’ye geri dönüyorduk. Bu arada bir uçağımız yanlışlıkla Beyrut Havaalanı Müslüman Arapların eline geçtiği sırada indi, uçağımıza el konuldu ve uçuş ekibi tutuklandı. Bu personelimiz diplomatik girişimlerden sonra ancak ülkemize getirilebildi. Lübnan’daki Hıristiyanlara Türkiye’den 85 uçak dolusu silah ve cephane gönderildi. Bizler de bilmeden Menderes’in günahına ve suçuna alet olduğumuzu sonradan öğrendik. O silahları ve mermileri kullanan Hıristiyanlar belki de binlerce Müslümanı öldürmüşlerdi. Beni bu pis, kalleş ve emperyalist işbirlikçisi oyunlarına alet edenleri şimdi lanetliyorum. Bugün Anıtmezarda yatan o kimsenin ne mal olduğunu milletimin bilgisine ar... Devamı

17 12 2012

BAŞBAKAN’I KİM AÇIĞA ALACAK?

  Siirt’te itlaf edilen dört teröristi nüfus kaydına ŞEHİT olarak kaydeden bir nüfus müdürlüğü memuru ile buna onay veren bir yetkili açığa alınm Anlaşılan o ki; devlet memurluğundan açığa alınmak için eline kalemi alıp beş harfli bir kelimeyi deftere yazmak lazım! (Ş-E-H-İ-T)   “Dağda öldürülene ağlamayan insan değildir.” Denilebilir.   “Onların yerine ben olsam bende dağa çıkardım.” Demek, gayet normaldir.( Bizde bir laf vardır;”sen hiç b….dan sinek kovdun mu” derler! Veli nimetin efendin olmadan ağlayıcı başılık yapmaktan başka)   Teröriste ağlamanın insanlık vazifesi olduğunu tespit edip; lanetleyenleri neredeyse insanlık dışı ilan etme anlamı taşıyan ve görevi bu ülkenin birliğine, bütünlüğüne, taşına, toprağına,kadınına erkeğine,çocuğuna,milli ve manevi bütün değerlerine zarar vermek olan eşkıyayı etkisiz hale getirmek olan bir emniyet müdürünün sözlerine şahsi takdir beyan etmek serbest!   Milletin Meclisinde milletin teknesinden ekmek yiyip, maşrapasından su içerek milletin parası ile deposunu doldurduğu arabasında millet düşmanı teröristi taşımak, saklamak onlarla sarmaş dolaş, kucak kucağa devleti tehdit etmek serbest!   Ne yazmalıydı Siirt Nüfus Müdürlüğünde çalışan memur itlaf edilen teröristin nüfus kaydına peki? Leş mi! Kelle mi! Ayıp oluyor diyorsunuz biliyorum. En azından vatana ihanet, ekmek yediği tekneye pislemek suçuna gırtlağına kadar batmışken Mehmetçik tarafından öldürüldü, kaydı düşülmeliydi. Dediğinizi duyar gibiyim.   Devlet terbiyesi gereği yazılması gereken budur elbette bence de. Ama dev... Devamı

25 11 2012

GERÇEKLE YÜZLEŞELİM-1

                                Milletimizin darda, Devletimizin zorda olduğu günlerdeyiz. Bölgede haritalarda dâhil olabilecek değişimler ve sosyal siyasal çalkantıların eşiğindeyiz. Yazılı tarih olarak; Bin yıldır Türk Yurdu olan bu topraklarda her dâim yüksek bedel ödeyerek varola gelmiş millet ve devletimizin gizli mandacı, edilgen idareler eliyle sürüklendiği bu durumdan çıkışı, BOP'çular, Soros'çular, numaralı Cumhuriyetçiler ve küresel gücün taşeronu siyasal ümmetçiler eliyle olamayacağına göre, yük yine Türk Milliyetçilerinin omuzundadır. Günlük dert, tasa, iş, iştigal ve sığ slogancı tartışmalardan, bir an sıyrılıp baktığımızda görünen manzara, geçen asrın başından farksızdır.                           Milletimizin bilinçli olarak fukaralaştırılması, yaşamını idâme için yerel-genel siyasal erke muhtaç hale getirilmesi, ileri demokrasi nutuklarına rağmen farklı düşünen, aykırı konuşanın güvenlik-yargı bürokrasisi eliyle sindirilmiş kitlenin korkuya teslim olması anlaşılabilirsede, aydın sınıfı millet ve değerleriyle farklılaşan müdâvim alışkanlığını sürdürse de milletin hâs evladı olan Türk Milliyetçilerinin tavrını açıkça ortaya koyma zamanı gelmiştir                         Bilim teknoloji ve uygarlık daima daha iyiyi, güzeli, mükemmeli istemek ve aramakla gelişir. Var olanla yeti... Devamı

25 11 2012

AKP, nasıl bir küresel ihale aldı?

Başbakan Tayyip Erdoğan, Amasya Genelgesi’nin yayınlanmasının 91’inci yıldönümü dolayısıyla Amasya valisi Halil İbrahim Daşöz’e gönderdiği mesajda, 91 yıl önce, tarih sahnesinden silinmek istenen milletin, birlik ve beraberlik içerisinde derhal harekete geçerek, düşman işgaline karşı, azim ve kararlılıkla mücadele edeceğinin bütün dünyaya ilan edildiğini bildirdi. Erdoğan, “Milletçe, aynı ruh ve şuurla, aynı gönül birlikteliğiyle, aynı azim ve inançla, her geçen gün daha da güçlenen Türkiyemizle, Cumhuriyetimizin 100. yılına hazırlanıyoruz” ifadesini de kullandı. Mesajın birinci bölümüne diyecek bir şey yok da ikinci bölümü gerçeği yansıtmıyor. Yazık ki bugün iç savaş tuzağına düşürülüp tarih sahnesinden silinmek istenen millet, aynı ruh ve şuura, aynı gönül birlikteliğine, aynı azim ve inanca sahip değildir. Çünkü Tayyip Erdoğan ve partisi, dini bir araç olarak kullanarak Cumhuriyetin kuruluş felsefesi demek olan milli kimliği tanımamakta, yerine başka bir kimlik getirmeye çabalamaktadır. Bu bakış açısı, AKP’ye oy verenlerin tamamına hakim olmasa bile önemli bir kısmını etkilemiş durumdadır. Cumhuriyetin temel ilkelerine sahip çıkanlar ise AKP yandaşı medya tarafından Ergenekon terör örgütü mensubu olarak suçlanmaktadır. Ülkede milli direnci temsil eden insanlar üzerinde terör estirilmektedir. Öyle ki, bu medya organları, PKK teröründen bile milli kuvvetleri sorumlu tutmaktadır. Bu propagandalar sadece AKP yandaşlarını değil, daha geniş kitleleri etkilemektedir. Zaten AKP’nin kuruluş felsefesi, daha parti kurulmadan önce ABD’den gönderilen gizli bir belge ile oluşturulmuş, bu belg... Devamı

25 11 2012

Tayyip Bey, gizli memorandumu kimlerle görüştü?

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Sayın Başbakan önce şunu açıklasın. Kara kapılar arkasında, karanlık odalarda hangi savcılarla görüştü de parlamentoya geldi, milletvekili seçildi. Bunu bir açıklasın”sözlerine ısrarla cevap veriyor ve “Hukukta, müfteri yani iddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. Sen böyle bir iddianın sahibisin, eğer dürüstsen diyorum ki ‘Bunu açıklamaya mecbursun. Açıklamadığın takdirde namertsin’diyorum. Tayyip Erdoğan’ın karanlık odalarda görüştüğü hiçbir savcı yoktur. Bugüne kadar milletten başka hiç kimseden icazet almadı, almaz. Hayatım benim bununla geçti. Bunu ispat etmeye, açıklamaya mecbursun. Açıklamadığın takdirde bir müfteri olarak anılacaksın ”diyor. Bahçeli, cevaba karşı da Tayyip Erdoğan’ın Büyük Orta Doğu Projesi eş başkanlığını gündeme getiriyor. * * * Bahçeli, bu konularda tam 8 yıl geç kalmıştır. Bu iddialar AKP kurulurken ve Tayyip Erdoğan, ara seçim icat edilerek Siirt milletvekili seçilirken, önündeki mahkûmiyet engeli kaldırılıp kendisine Başbakanlık teslim edilirken gündeme getirilmeliydi. Elbette bu konularda Bahçeli ne biliyorsa açıklamalıdır. Fakat, AKP’nin iç ve dış bazı odakların desteği ile kurulduğunu bilmeyen mi var? Tayyip Bey, Bahçeli’nin şimdi öne sürdüğü iddiaları da geçiştirmemelidir. Tayyip Erdoğan’ın Başbakan olmadan önce içeride TÜSİAD, dışarıda da Yahudi kuruluşları ile görüştüğü, ayrıca ziyaret ettiği ABD ve Avrupa’da Başbakan gibi karşılandığı, bütün dünyanın kendisini meşru başbakan olarak gördüğü yönünde psikolojik operasyon uyguladığı ve bunu da başard... Devamı

18 11 2012

Türkleri Sevmeyen Osmanlı!

İlteriş Kutlug Kağan Üyelik tarihi: Aug 2012 Mesajlar: 206 Türkleri Sevmeyen Osmanlı! BU YAZI OSMANLI’YI PARLATMAYA, PADİŞAHLARI YÜCELTMEYE ÇALIŞANLARA, NEO OSMANLI’YI ÖVEREK, TÜRKİYE’Yİ TEKRAR TARİHE TAŞIMAYA ÇALIŞANLARA İTHAF OLUNUR! Ne mutlu Türk’üm diyemeyenlerin, neden Osmanlıcılığı gündeme getirdikleri, padişahlığa neden özendikleri, “Türk Ordusuna” neden düşman oldukları aşağıdaki yazıdadır… “Sorma bana oymağımı boyumu, Beş bin yıldır millet gibi yaşarım. Deme bana Oğuz, Kayı, Osmanlı, Türküm, bu ad her unvandan üstündür,” Ziya Gökalp Türkleri Sevmeyen Osmanlı! Bütün tarihi kaynaklar, Osmanlı Devleti’nin Türk ulusu tarafından kurulduğunu kanıtlamaktadır. Ancak, kuruluş aşamasını tamamlayan ilk kuruculardan sonra, Osmanlı padişahlarının ne denli Türk oldukları kuşkuludur. Çünkü, kuruluş dönemindeki koşullarda geçerli olan; komşu ülkelere saldırma ve onlardan savaş tazminatı ve ganimeti alma siyasasına dayalı olarak güçlenip zenginleştikten sonra, yatak odalarını, “harem’ler kurarak zenginleştiren padişah-halifelerin birçoğu sayesinde, ırk ve kan birliği bozulmuş olduğu görülmektedir. “Bütün kadın sultanlar, bütün padişah anaları, hep yabancı ırklardan alınan köle kadınlardan geldiler. Hanedanda bu kan yabancılığı, Osmanlı İmparatorluğu’nun son padişahına kadar devam etti”(1) Belki bu özelliklerinden dolayı, “halife” sanlı padişahlar, bu sanın yarattığı olanaklardan yararlanarak, yönetimi altında bulunan ve özellikle “Türk” kimliği taşıyan yönetilenleri tıpkı bir sürü gibi yönetmeyi yeğlemişlerdir. Henüz kuruluş dönemi olan 1466 yılında ya... Devamı

12 11 2012

YAŞAR PAŞA'NIN(!) KRAVAT İĞNESİ!..

YAŞAR PAŞANIN(!) KRAVAT İĞNESİ!.. |  görsel 1

Yaşar Büyükanıt Paşa, Dolmabahçe’de, Darbeleri  Araştırma Komisyonu’nun karşısına oldukça şık bir takım elbise ve içine şık bir kravat takarak çıkmış. Paşanın pırıl pırıl parlayan kravat iğnesine dikkat ettiniz mi?.. Etmediyseniz fotoğrafa bir daha dikkatlice bakın. 4 yıldızlı kravat iğnesi. Yaşar Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanı olduğunda da ABD, liyakat madalyası ile ödüllendirmişti. Dolmabahçe’deki fotoğrafı görünce yıllarını karargaha vermiş bir komutanı aradım. “Bizde ABD’ye derin sevgisi olan generaller, bu iğneyi takarlar” Dolmabahçe’de Yaşar Büyükanıt’ın komisyona anlattığı masalları bir tarafa bırakın. Ne yazık ki(!) ABD’ye sonsuz bağlı oldukları halde bazı komutanların başlarına gelen ortadayken Büyükanıt “büyük patrona” oldukça duygusal bir mesaj verdi; “Ben ABD’ye hâlâ bağlıyım”... Ahmet TAKAN Devamı

12 11 2012

“İNSANIN KAHPESİ” SEN MİSİN PAŞA? /// UTKU ERİŞİK

Senin de iki elin, iki ayağın var mı? Var… O halde nedir seni benden ayırıp, kahpe yapan? Her satırını titreyerek okuduğum “Kutsal İsyan”ın yazarı Hasan İzzettin Dinamo, bir şiirinde,  “İnsanın kahpesi, Ne arslana, ne kaplana benzer. İnsanoğlunun kahpesi, İlk bakışta sana-bana benzer!”  diyordu… Düşündüm, herkese benziyorsun, evet… Senin de bir başın, iki gözün, bir ağzın, iki kulağın var mı? Var… O halde nedir seni benden ayırıp kahpe yapan, nedir? Paşa, açık konuşayım: Ben gemiyi insana, insanı da gemiye benzetirim. İkisinde de bir “baş”, bir “kıç” ve bir “gövde” vardır. Ben, kaç zamandır uykusuzum, vatanımın derdindeyim, düşündüm gece gece: İnsanların kimi emperyalizme ülke taşıyan bir gemidir, kimi ülkesine “anti-emperyalizm”i taşıyan bir gemidir… Birincisi sensin paşa… İkinci olarak da, Bandırma’dan söz ederim, bilirsin. Evet paşa, sen bunu benden daha iyi bilirsin… İçimizdeki vatan aşkına o kanlı Amerikan ekmeğini bandırma paşa! Sakın ola, yapmaya kalkma bunu! Ben, düşündüm yine gece gece: Kimi bir olaya gemi gibi “baş”tan bakar ve ileriyi görür; kimi “kıç”tan bakar ve geriyi görür. Gericiler, “kıç”ından bakanlardır paşa, beni sev ya da sevme, umurumda değil… Bu gemilerin gövdesizi, omurgasızı vardır; ki biz ona “oynak” deriz… Bu gemilerin başı ayrı kıçı ayrı oynayanı vardır; ki biz ona “liboş” deriz… Bu gemilerin başı kıçının yerine geçmiş olanı vardır; ki biz ona “dönek” deriz, sen ne dersen de paşa… İti uğursuzu doluşunca güverteye, biz ona “düşman meclisi” deriz, vatanseverler d... Devamı