25 08 2012

Oyun Bitti: Devlet Yok; AKP Var...

Hüseyin Aygün’ü kaçıranların(!), Suriye’yle sınırlarımızı zorlayanlardan bağımsız olmadıkları gün gibi ortadayken; yeni CHP, yeni muhafazâkarlık bentlerini örüyor: kendini, AKP yerine mi hazırlıyor, iktidarın eli altındaki muhalefet olmanın yeni siyasetini mi kuruyor bilinmez ama partinin, bölgesel istikrarsızlıkta ihtiyaçlara paralel bir vücuda büründürüldüğü kesin! Suriye, fiili olarak, yeni bir İsrail’in oluşmasında adım adım ilerlerken: tampon bölge, Kürdistan, koridor, paralel devlet vs. kavramları AKP kalemşörleri tarafından dillendiriliyordu. Bir de baktık ki, Tunceli’de PKK, bir milletvekilini kaçırmış! Hem de Alevi kökenli…  Bu süreçten sonra, ortalığa alevi-sünni çorbası konulacaktır. Güneydoğu’da, çözüm için meleler, fetullahçılar, din üzerinden halkla ilişkiye geçme efsanesi devam ediyorken; Suriye Aleviliğiyle Türk Aleviliği arasındaki sosyo-kültürel farkların/benzeşliğin üzerinden, Suriye’ye muhalifler üzerinden ‘savaş ve silah’ ihraç etmenin alt yapısı kurgulanıyor.   AKP cenahından Yalçın Akdoğan, kaçırılma olayının:  “Alevi Kürtler üzerindeki inisiyatif mücadelesini ortaya koyuyor. Güneydoğu’nun neredeyse tamamında ciddi bir varlık gösteremeyen CHP’nin Tunceli’deki varlığı, Kürt’ün solcu-sağcısını da, Alevi-Sünni’sini de kendi kontrolü altına alma gayreti içinde olan PKK’yı rahatsız ediyor. AK Parti teşkilatları üzerinde devam eden baskı ve şiddetin bir an için CHP’ye yönelmesi ise terörün siyaset kurumu üzerinde baskı kurması şeklinde gündem oluşturuyor…Oysa... Devamı

24 08 2012

Kamer Genc AKP yi yerin dibine soktu

Gerçekler AKP'lilere Battı. Devamı

22 08 2012

Mete AKINCI, Suriyeden bildiriyor. (Ulusal Kanal - Ekopolitik)

Katil Amerikanın Suriyede çevirdiği kirli tezgahı Mete Akıncı , Suriye'den bildiriyor. (Ulusal Kanal - Ekopolitik 22-08-2012) Devamı

22 08 2012

Asıl Kıyamet Türkiye'de Kopacak

Artık kesin olarak anlaşıldı ki, Türk halkı uyuyor. Bir torba kömür ve bir paket bulgura veya din maskesi takmış sahtekârların “Allah ve Peygamber” adıyla ağızlarını eğip bükmelerine aldanarak, sizden hesap sormak yerine sizi destekliyor. Habertürk Televizyonuna konuşan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP'nin terör olayları nedeniyle Meclis'in olağanüstü toplanması girişimini eleştirirken, milletin gözünün içine bakarak; “Birkaç Mehmet şehit oldu diye Meclis'i toplamayız” dedi. Yandaş köşe yazarları, bunu GAF olarak niteledi. Bu gaf değil, düpedüz adamların şuur altındaki Türk Ordusuna ve Mehmetçiğe bakışlarını yansıtan gerçektir. Bunun gibi yüzlerce delil vardır. Eğer, aşağıda sunulan delilleri görmez, duymaz, anlamaz ve tepki göstermezsek, işte o zaman kıyamet Türkiye’de kopacak. Ülkemizin, evlatlarımızın ve torunlarımızın geleceğini düşünüyor ve endişe duyuyorsak, lütfen aşağıda sunulan delilleri sabırla ve sonuna kadar okuyup, akıl ve mantık süzgecinden geçirelim. Ey düzenbazlar, Türk Halkını, yalan ve dolanla kandırabilirsiniz. Ama Yüce Rabbim bunlara kanar mı? Hiç şüpheniz olmasın ki “Sizi Türk Milleti çarpmasa bile Allah çarpacak ve sebep olduğunuz şehitlerin kanlarında boğulacaksınız” Çünkü: 1. ABD'de gerçekleşen 11 Eylül saldırılarının ardından Başkan Bush 17 Eylül 2001 günü, tüm Dünyaya: “Saldırılar güçlü bir devi uyandırdı. Tüm dünyayı teröristlerden temizleyeceğiz, başlattığımız mücadele bir HAÇLI SAVAŞI’DIR" dedi. Siz, o Kasımpaşalı tavrınızı takınarak, “Haçlı Savaşı da ne demek oluyor, tüm Mü... Devamı

21 08 2012

Bu devlete baş kaldıracağım!

Bu devlete baş kaldıracağım!   Şemdinli’de BDP’li Milletvekilleriyle bir grup PKK’lının sarmaş dolaş olduğu rezil görüntüler, cihan devleti Osmanlı’nın mirasçısı Türkiye’ye yapılan en son ve en açık ihanettir. Alçalmanın bu kadar açık vücut bulduğu, pervasızlığın kan dondurduğu bu başkaldırıya Türkiye Cumhuriyeti’nin söyleyecek bir sözü, yürekleri soğutan bir yanıtı yoksa, bu devlete başkaldıracağım. Tanımayacağım bu devleti. Suçüstü halinde dokunulmazlıklar kaldırılmıyorsa, ne zaman kaldırılıyor? Ne demektir bu şimdi? Milletin vekilleriyle, teröristler sarmaş dolaş kameralar önünde poz ve mesaj verecekler. Türkiye’yi yönetenler de eften püften açıklamalar, öylesine soruşturmalarla geçiştirecek, öyle mi? Asla kabul etmiyorum. Bu başkaldırımın bedeli nereden gelecekse gelsin, umurumda bile değil, ödemeye hazırım ama bu görüntüyü asla sindirmem... Ruhum, inancım, kalbim, insanlığım bu kadarını kaldırmıyor. Bu görüntülerin Habur’la kıyaslanması bile skandalı küçültmektir. Habur’da teröristleri halk, Şemdinli’de TBMM’nin vekilleri ağırladı. Hem de sarmaş dolaş. Ben böyle bir kepazelik görmedim. Bu fotoğraf güvenlik kuvvetlerinin moralini sıfırlarken, PKK unsurlarına paha biçilemez bir moral vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin onurunun üzerinde bu kadar rahat tepinmeye nasıl izin verilebilir? Devletin namusu sorgulanmaya başlanırsa, asıl felaket ondan sonra başlar. PKK en büyük zararı haklarını savunduğunu iddia ettiği Kürtlere verirken, Kürt vatandaşlarımızın bu derin sessizliği beni çok üzüyor. Devletin tüm zind... Devamı

21 08 2012

Özel yetkili mahkemeler TSK yı, Özel yetkili vekiller de CHP yi

Özel yetkili mahkemeler TSK yı, Özel yetkili vekiller de CHP yi  |  görsel 1

Özel yetkili savcılar ve mahkemeler, Türk Silahlı kuvvetlerimizin değerli komutanlarını, subaylarını asılsız suçlamalar, düzmece evraklar, sahte CD lerle esaret altına alarak işgal etmiş, etkisiz, tepkisiz ve işlevsiz bir ordu haline getirmiştir… Bugün, Yüce Türk Milletinin göz bebeği Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Yeni Türk Silahlı Kuvvetlerine dönüştürülmüş , Cumhuriyeti, Atatürk’ü, Laikliği koruyup kollamaktan ve milli bayramlarımızı sahiplenmekten vazgeçirilmiştir…. Türk Silahlı Kuvvetleri üzerinde özel yetkili savcılar üstlendikleri görev gereği, ordumuzu milli olmaktan uzaklaştırırken, Türkiye Büyük Millet meclisinde ki, ” Özel Yetkili Vekiller ” de, Cumhuriyet Halk partisi içinde harekete geçtiler.. Ayni oyunlarla önce Genel Başkan değişikliği gerçekleştirildi…Ve parti hızla 6 ok tan uzaklaştırılmaya başlandı.. Atatürkçü, ulusalcı görüşe sahip millet vekilleri geri plana atıldı, sesleri kesildi..Parti yönetimine Kürtçülüğe sempati duyanlar getirildi… AKAPE nin ağzından çıkan sözler, bu kez değişmiş değil ama dönüşmüş bir CEHAPE den tekrarlanır oldu….. Kendilerine yeni bir parti kurmaya gerek görmeyerek, daha kestirme yoldan meclise sızan özel yetkili vekiller, CHP nin ismine ekledikleri Yeni sözcüğüyle, birlikte hareket ettikleri kişi ve kurumlara gerekli mesajı da vermiş oldular…. Son kongrede Chp nin işgali tamamlandı, şimdi özel yetkili vekiller hiç çekinmeden Pkk lı teröristleri kendilerine oy verenlere sempatik göstermeye çalışıyor ve Ulusalcıları dakafatasçı, faşist olarak ilan ediyorlar… İlginç olanı da bu söylemlerin sah... Devamı

17 08 2012

Gaz Lambasıyla Adalet ve Kalkınma

Gaz Lambasıyla Adalet ve Kalkınma |  görsel 1

  Yan yana ne kadar güzel duruyor değil mi?  Ülkenizde bir adaletsizliğin olduğunun belirtisi ve geri kalmışlığınıza dem vururcasına kalkınmaya davet içeren sözcükler…  Perde arkasına baktığınızda ise gözlerini petrol ve para hırsı bürümüş, aç çakallar gibi bekleyip, ellerini ovuşturan emperyalist güçler.  Oyun ülkemizde dâhil olmak üzere her yerde aynı kurallarla oynanıyor. Kargaşanın yaşandığı, halk hareketleriyle sarsılan tüm ülkelerde aynı gizli eli hissetmek mümkün…  Bazılarında muhalefeti destekleyen, bazılarında ise başa geçirdiği hükümetlerin gücüne güç katmak için çabalayan bu büyük hareketin adı “Adalet ve Kalkınma Hareketi”…  İsim size bazı tanıdık oluşumları çağrıştırabilir… Az önce de belirttiğimiz gibi kargaşa çıkarılmak istenen ülkelerde bütünüyle etkin olan bu hareket tamamıyla BOP menşeli; CIA ve MI6 ajanları ile hedef ülkelerde etkinliğini sürdürmekte… Kısa sürede gerçekleşmeyecek operasyonları uzun vadeye yayarak, basın-yayın organları vasıtasıyla halk desteğini de arkasına alarak gün geçtikçe güçlenen bu oluşumun en etkili söylemi ise yine çok tanıdık: “ılımlı İslam” Adalet ve Kalkınma Hareketinin merkezi Londra; Başta ABD olmak üzere emperyalist amaçlı devletlerin milyar dolarlık hibe ve yardımlarıyla faaliyetlerine devam eden Adalet ve Kalkınma Hareketi başta Fas, Mısır, Pakistan, Libya gibi ülkelerde ve tabii Türkiye’de de önemli konumlara gelmiş vaziyetteler.  Ortak yönleri ise hayli ilgi çekici; Amblemleri ampul, yalnızca Fas&rsq... Devamı

16 08 2012

BOP çerçevesinde azınlık oyunu

Azınlık tanımı : Osmanlı’dan beri, devlet geleneğimizde azınlıklar, gayrimüslimlerdir. Haklı olarak, Cumhuriyetimizin kurucuları da, bu devlet geleneğimizi devam ettirdiler. Hatırlanacağı gibi, Lozan’da yapılan tanınma antlaşmamızda; yalnız gayrimüslimler azınlık olarak kabul edildi; yani, Müslüman olmayan Ermeni, Rum ve Yahudiler azınlıktır dendi. Şimdi, Cumhuriyeti dinsizler kurdu diyen hurafecilere, sormak gerekiyor. Cumhuriyet dinsiz ise, neden, uluslararası tanınma antlaşmamızda İslam’ı temel aldı ve Müslümanları kurucu asil unsur; Müslüman olmayanları (Gayrı Müslimleri) azınlık olarak kabul ettirdi? Evet, Cumhuriyetimizi dinsizler kurmadı ancak, öyle görülüyor ki, Cumhuriyetimizi dinsizler yıkacak…   Sömürgeci batının çelişkileri BOP’un gereği olarak, her fırsatta kürt koruyuculuğu ve savunuculuğu yapan AB-D, azınlık kavramını yozlaştırıyor ve yeni anayasaya koydurmaya çalışıyor. Ancak Lozan’da, Türkiye’nin tanınma antlaşmasında, Fransa, İngiltere ve dünyanın başka ülkelerinin imzaları var. Şimdi bize, adı geçen ülkelere 1923 yılında Lozan’da attıkları imzayı hatırlatacak devlet adamları gerekiyor. AB-D, her azınlık dediğinde ve kürt koruyuculuğuna soyunduğunda, Lozan’da attıkları bu imza önlerine konmalı ve sorulmalı: 1923 yılı, Lozan antlaşmasında, biz bir azınlık tanımı yaptık ve siz de bunu kabul edip imzaladınız. Ne oldu da, üzerinden 90 yıl geçmeden, azınlık tanımını değiştiriyor ve anayasamıza koydurmaya çalışıyorsunuz? Yoksa 1923 yılında, Lozan’da attığınız imzayı mı unuttunuz? Hayır, asla! Batı, hiçbir şeyi unutmaz; ama başkalarına unutturmaya çalışır…   1923 yılında, Lozan antlaşmasına imza atan, Fransa, İngiltere ve diğer devletler; Cumhuriyeti kuran iradeye, ülkemizin kurucu asıl unsurunu, ... Devamı

16 08 2012

PKK’ya C-4′leri veren kimmiş?

PKK’ya C-4′leri veren kimmiş? |  görsel 1

  ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Frank Ricciardone, İran’ın Suriye’ye silah verdiğini, bu silahların da Beşşar Esad tarafından PKK’ya gönderildiğini iddia etti. Oysa Amerikalılar PKK’ya silah veren askerlerinin soruşturmasını neredeyse kapattı.  Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Bölücü Terörle Mücadele Şube Müdürü Nafiz Yüksel, 25 Kasım 2006 günü Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen terör konferansında bir konuşma yaptı. Amerika Birleşik Devletleri Gizli Servisi CIA yetkililerinden aldıkları bilgiye göre Irak’ta 5 bin ton C-4 patlayıcısının kaybolduğunu anlatan Yüksel, bu patlayıcıların hem Irak’ta hem Türkiye’de kullanılabileceğini ifade etti. 2007 yılında PKK’nın Nisan-Mayıs aylarında çok büyük miktarlarda patlayıcıyı Türkiye’ye sokmaya çalışacağını anlatan Yüksel, kendilerinin de sınırlarda tedbir aldığını dile getirdi. *** Gazeteci Saygı Öztürk 24 Şubat 2007 tarihli Hürriyet’te şu bilgileri verdi: “Kuzey Irak’tan yalnız silah değil, C-4 plastik patlayıcılar da sokuluyor. Danıştay saldırısında kullanılan ‘Glock’ da, Rahip Santoro cinayetinde kullanılan ‘Glock’ da ‘temiz’di yani daha önce Türkiye’de başka bir olayda kullanılmamıştı. Balistik kontroller bunu ortaya koyuyordu. Bunun üzerine Türkiye, ‘silah menşei araştırması’ başlattı. İnterpol aracılığıyla, silahın üreticisinden, son kullanıcısına giden yolu belirlenecekti. Araştırma kısa sürede sonuçlandı. Avusturya, ‘Silahı biz ürettik. Cinsi, seri numarası belirtilen bu silahı ABD makamlarına biz sattık’ dedi. Benzer uygulama, Rahip Santoro cinayetinde kullanılan silah için de ger&cced... Devamı

10 08 2012

Pamukoğlu’dan Erdoğan’a:Sayın öcalan şimdi aldığı kellelerin hes

  Basın bildirisi ve kamuoyuna duyuru !.. “Sayın öcalan şimdi aldığı kellelerin hesabını veriyor” Diyen utanmaz adam ; Basın, üniversiteler, iş adamları, aydınlar bitti de şimdi sıra 1993 1995 yıllarında 778 gün Hakkari ve Kuzey Irak dağlarında 4000 Subay, Astsubay, 55 000 askeriyle zaman sınırı tanımaksızın,Pkk ile çarpışan, Hakkari Dağ ve Komanda Tugayı ve Hakkari Güvenlik Komutanı , şimdi ise Hak ve Eşitlik Partisi Genel Başkanına mı geldi? Biraz önce Şehit ailelerine verdiğin iftar yemeğinde güya beni hedef alarak ‘’Hakkari elden çıktı’’ diyen birileri var diye, seviyene, kişiliğine ve terbiyene uygun sözler kullanıyorsun… Şimdi beni dinle; Ben senin bildiğin ne siyasetçiyim nede herhangi bir vatandaş ‘’Hakkari elden çıktı’’ lafını iki senedir söylüyorum.Bu bir ironi bunun halk dilindeki karşılığı orada herşeyin kötü gittiği ve gittikçe herşeyin daha kötüye gitmeye meğilli olduğu anlamındadır.. Senin bunu anlayabilicek ne kapasiten ne de seviyen var.. Dün akşam televizyondaki mesele salt Hakkari değildi ki, senin partinin ve hükümetinin bu ülkeyi nasıl hızla bölünmeye götürdüğü ve BOP Başkan yardımcısı olarak Amerikan uşaklığını orta doğu coğrafyasında nasıl yaptığını anlatıyordu.. Tutuştun mu ? Foyan ortaya döküldü mü ? Beceriksizliğin bohça gibi açıldı mı ? Yoksa rahatsızlıkların mı nüksetmeye başladı gene ? Sana son sözüm, zerre kadar yüreğin varsa, tabi bir tıp heyetinin kontrolunden sonra çık bir televizyonda karşıma ; Millet kim neymiş görsün… Korkma evladım ! Hadi topla olmayan cesaretini ; Şimdi siyaseten hapı yuttun ve kapı açıldı. Bu bir tilki tuzağıydı ve avlandın… İstanbul’da doğup İstanbul Tuzla&rsqu... Devamı

09 08 2012

AİON-B yöntemiyle hükümet devirme!

AİON-B yöntemiyle hükümet devirme! |  görsel 1

  Bugünlerde AKP hükümetini yıkmaya odaklandığımdan, yoğun olarak 'hükümet devirme yöntemleri' üzerine okuyorum. Bu işin piri üstadı Amerika, araştırınca karşıma ABD kaynakları çıkıyor. 'Karıştır-böl-parçala-işgal et-kaynaklarına el koy' projesi BOP'ta şablon şöyle işliyor: 'A' AŞAMASI: Önce sahte bir (ileri) demokrasi hareketi kaynatılmaya başlanıyor. Bu 'hareket' ya sokakta ya medyada ya da her ikisinde birden başlıyor. Bu hareketin öncülerine 'aktivist', devrilecek hedefteki hükümete de 'rejim' deniyor. Aktivist'in A'sı... A Aşaması. 'İ' AŞAMASI: Hedefteki hükümeti devirmek için yumuşak yöntemler kullanıldıktan sonra, olaylar tırmandırılarak askeri aşamaya geçiliyor. Aktivistlere 'isyancı' denmeye başlanıyor. Bölgedeki yakın ülkelerden askeri destek veriliyor. Hedefteki hükümet de doğal olarak ordusuyla karşılık vermeye başlıyor. Sokakta yürüyenden çok yerde ölü yatan ahaliyi resmetmeye teşne medya o görüntüleri dünyaya servis edince, hükümete 'vahşet rejimi' vb. yaftası asılıyor. İsyancı'nın İ'si... İ aşaması. 'O' AŞAMASI: Dağınık haldeki 'isyancı-gerilla' hareketinden bir üst modele geçiliyor ve isyancılardan 'ordu' olarak bahsedilmeye başlanıyor. Bu 'yeni ordu', Amerika'dan ve bölgedeki 'taşeron' ülkelerinden istihbarat ve askeri yardım alıyor. Bu arada, medya aracılığıyla müthiş bir bilgi kirliliği, dezenformasyon kampanyası başlatılıyor. Aktivist'ten isyancı'ya terfi eden çeteler 'muhalefet ordusu' olarak lanse ediliyor. Konvansiyonel orduya benzetiliyor. Devletin gerçek ordusundaki askerler, yeni orduya katılmaya veya ülkeyi terket... Devamı

08 08 2012

Şemdinli'de neler olduğunu Şemdinlililerden dinliyorum.

Hakkari’nin Şemdinli ilçesi bir güzel ilçedir ki anlatılamaz. Şemdinli’de, Tekeli’de, Samanlı’da, askeri birliklerin nizamiyelerinin önünde otomobil içinde çok yattığım için bilirim. İlçenin hemen dışında derede yıkandığım için, olay yerlerine “yöre insanı” gibi gidebilmek için kara çarşafa bürünüp köylüler arasında kadın gibi geçmek isteyen gazeteciler olduğunun da tanığıyım. Hem İran, hem Irak’a sınır komşusu olan Şemdinli’de hiç böyle olaylar yaşanmamış, neredeyse 15 gün süren çatışmalar olmamıştı. Şemdinli, terör örgütü açısından stratejik bir ilçe. O yüzden ilk “kurtarılmış bölge”yi bu ilçede yapmak istediler, Eylül 1992’de “cephe savaşı” verdiler, geride 172 ceset bırakıp gittiler. Bu kez, PKK’lılar yine geldi. Bu kez, asker daha çok savunmada. Açıkçası teröristlere karşı silah kullananların, madalyalar alanların başlarına neler geldiği bilindiği için daha çok savunmada duruluyor, bu yüzden de teröristler bölgeden ayrılmıyor. “Niçin teröristler kaçmıyor”un özeti bu. Açıkçası, şimdiye kadar hiç böyle olmamıştı. Bunu, Şemdinli’de yaşayanlar da çok iyi biliyor. Bugün o yörede neler yaşandığını orada yaşanlardan birisinden dinleyelim: “Bu gece ilçe basılacak” Ramazan’da Şemdinli çok şenlikli olurdu. Gündüzleri hava sıcak olduğu için iftardan sonra havca serinler, insanlar sahura kadar çarşıda olurdu. Ramazan bu yıl da böyle başladı. Ancak PKK’lıların yol kesme olayından sonra ilçedeki hava değişti. Gün içinde, akşam evleri dolaşan ya da telefon eden... Devamı

04 08 2012

Hilmi Özkök'ün Tanıklık Yaptığı Duruşmadan İzlenimler

  İlker Başbuğ'un diğer sanıklara ve izleyiciler karşı mesafeli tutumu, bir "kibir" olarak algılanmıyor burada. Nitekim, kendisi hakkında ağır eleştiriler yazmış olanYalçın Küçük de dahil herkes anlayışlı ve saygılı. Kibirden dolayı da mesafeli değil zaten. Sadece, içine düşürüldüğü durumdan aslında başkalarının duyması gereken utancı duyuyor. ****************** Hilmi Özkök'ün tanık sıfatıyla ifade verdiği duruşmanın ikinci gününü izleme fırsatım oldu. İlk günü kaçırmış olmanın telaşıyla ve de Silivri yolunun ne kadar meşakkatli bir yolculuk gerektirdiğini bilmenin endişesiyle kapıya biraz erken dayanmışım. Saat henüz 07.30'du. Salon kapısı açılmadığı gibi ortada bir kaç jandarma dışında görevli de görünmüyordu. Sırtında sicil numarası yazılı olan bomba arama köpeği Zeus tarafından karşılandık. Sabah sabah keyfi yerindeydi, ünvanına ve vazifesine yakışmayacak şirinlikler yaptı. Ya hayvan mesai saatleri dışında olduğu için keyfine bakmaktaydı, ya da bizde terörist kılığı yoktu ki aramızda normal bir insan-köpek ilişkisi kuruldu. Kapılar açıldığında, 1 numaralı yaka kartını en erken gelen tutuksuz sanık olarak ben aldım. Böylece, bu süreçte bir defalığına da olsa"Ergenekon'un 1 numarası" ünvanını edinme şefefine nail olduk. Sanıkların bir önceki, yani Hilmi Özkök'ün tanıkık yaptığı günle ilgili izlenimleri genellikle olumluydu. Basındaki yorumların da bu minvalde olduğunu gördük. Hilmi Özkök, her zamanki 'ortadan' tavrıyla, sanıklar üzerinde "Hiç değilse silah arkadaşlarını satmadı, kimseyi açıkça suçlamadı. Pek de kendisinden istenen cevapları vermedi. B... Devamı

04 08 2012

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

04 08 2012

Davutoğlu’nun KABAĞI Sindirella, Kül kedisi

Davutoğlu; Kül kedisi gibi hayal kurarken, oturup “Stratejik Derinlik” diye bir kitap yazmış. Tabii, derinlik kavramı her canlı için aynı değildir. Karınca için bir kaşık su bile derin sayılır. Bir sinek konduğu bokta yemeğini yerken üzerine öküz çişini yapmaya başlamış. Zavallı sinek biriken sidik içinde çırpınır ve zorlukla uçar. Sonra; “Offf, deryaya düştüm, az kalsın boğulacaktım(!)..” Der. Davutoğlu Stratejik Derinlik(!) kitabını yazdığında herhalde aynaya bakıp; “kimsenin düşünemediğini düşündüm, ne derin adamım(!)” diyerek dahi falan olduğuna inandı. Oysa siyasetin kurtları kitabından dolayı kendisini uyarmış, “bu yazdıklarını uygulamaya kalkarsan, ülkeyi bölersin” demişlerdi. Hayal kurarken altına bir Amerikan kabağı verip, fareden atlarıyla Baloya(BOP) gönderilen Davutoğlu, Saatin 24’ü çalmasıyla kendini Barzani’nin kucağında buluverdi. Stratejik derinlik dediği hayalindeki su kendisini ancak Barzani’ye kadar yüzdürebildi. Oysa çok derin olmadan bile Türkiye’nin çıkarlarının; İran, Suriye, Türkiye, Rusya, Azerbaycan ile bir birliktelik oluşturmaktan geçtiğini görürsünüz. Tabii görmek niyetiniz varsa… Böyle bir birliktelik emperyalist saldırıyı kırardı. Birliktelik derken “kucağa oturmaktan” bahsetmiyorum. Bağımsız bir dış politika güderek, komşularınla birlikte “gerçekten derin olan” bir strateji geliştirmekten bahsediyorum. Barzani Büyük İsrail’i kurmak isteyen güçlerin köpeğidir. Madem utanmadan ayağa gideceksiniz, hiç olmazsa tasmasını tutan sahibine gitseydiniz. Gitseniz ne değişirdi? Hiçb... Devamı