04 08 2012

İki savaş bir arada olamaz

Bülent Esinoğlu Suriye’ye girer miyiz, girmez miyiz diye düşünenlere, bir yol haritası çıkarmak istedim. Önce şunu söyleyerek, yol haritamızı bulalım. Bir kez savaş başlayınca, ondan sonra, hep savaşın mantığı işler. Askeri, ekonomik, siyasal akıl yürütmeler, hep bu mantığa dayanır. Akıl, savaştan başka bir şeyi göremez hale gelir. Gündelik hayatın yönlendirilmesi, buna uygun yol alır. Önce birinci savaştan başlayalım. Erdoğan ile Gül arasında başlayan savaşı, sadece saflar ve şu sırada tezgâhını bu iktidarın varlığına göre kurmuş olanlar, yok sayarlar. Gerçeği görmek istemezler. Etrafına da öyle yön verirler. İktidar kavgası, kardeşlik, yoldaşlık, ideolojik yandaşlık falan dinlemez. Tarih bunun hikâyeleri ile doludur. Osmanlı da, Hükümdarın, kardeşlerini öldürmesi, kanun gereğiydi. İktidar kavgası, dışarı ile yapılan savaşın önüne geçer. İç kavga daima önceliklidir. Önce Cumhurbaşkanlığı savaşının taraflarını belirleyelim ki, Suriye savaşının da doğrultusunu bulabilelim. Gülen, Amerika ve İsrail’in Gül tarafında olduğu, tarafların yaptığı açıklamalardan ortaya çıtı. Erdoğan’da, AKP iktidarına karşı bir kumpas kurulduğunu, bunun Wall Street Gazetesinden başlayarak, Türkiye’de devam ettiği söyledi. İsrail Gazetesi Herats ise, Erdoğan’ı ne yapacağı belli olmayan birisi olarak tanımlamış ve tarafını belirtmişti. Savaşın safları çok kesin ve açıktır. Gelelim, Suriye’ye muhtemel müdahale meselesine… Eğer müdahale bu gün başlarsa, hâlihazır durumda, Başkomutan Gül olacağından, üstünlük Gül’le geçer. Demek ki, Erdoğan’ın şimdi yapacağı bir Suriye müdahalesi, Erdoğan için ileri de uygun bir zemin bırakmayacakt... Devamı

19 06 2012

Şehit Yakınından Kılıçdaroğlu’na: KEMAL BEY DUY SESİMİ!

Şehit Yakınından Kılıçdaroğlu’na: KEMAL BEY DUY SESİMİ! |  görsel 1

Ey kendini ”uyum” ”uzlaşma” teraneleriyle avutan Kemal bey! Al sana; sekiz can daha gitti, koy ”başın gözün üstüne”! Rüyada mısın, uykuda mısın ey Kemal bey, sen NERDESİN? Sen daha yardım et, destek ol da hepbirlikte çıkarın o Apo canisini içer’den! Sen kendinin ayaklar altına alındığının farkına varmadan her gelen teklifi,”başın gözün” üstüne koy, sakın o masadan kalkma, e mi! Daha kimbilir senin kafanın üstüne neler koyacaklar?! Bana aynen apartıman toplantılarını hatırlatıyorsunuz. Orada da aynen böyle yapılır; komşulara şirin görünmek için abuk subuk işlere ”uyumlu’ olma” adına onay verilir! Ne parti tabanınız ne de CHP seçmenleri tarafından böyle bir destekçiliğin kabul edilir bir yanı olmadığını anlamaz ,bilmez misin? ”Uyumlu olacağız”, ”çözüm getireceğiz” diye diye sizlere dayatılanları herkesten önce atılıp kabul etmekle durumu her geçen gün daha da vahim hale soktuğunu bildirmek isterim! Ulusalcı Gönüllü, Mine Uysal Şehityakını Devamı

18 06 2012

Şimdi Mustafa Kemal’e ihanet zamanı!

“Komünizm geliyor” yaygarasıyla Türkiye’yi ürkütüp yarattığı Yeşil Kuşak İslam’ı ile bizi Demir Perde’ye karşı bedava şövalye olarak kullanan haçlı Batı, şimdi aynı şeyi ‘Ilımlı İslam’ slogan ve projesiyle yapıyor. Tek fark, Türkiye’nin bu kez, gayri Müslimlere karşı değil, doğrudan doğruya İslam âlemine karşı kullanılmasıdır. ‘Arap Baharı’ denen melanet mevsimi, bu kullanımın başlangıç mevsimidir. Yeşil Kuşak oyunundan çok daha zor bir iştir bu seferki. Çünkü Müslümanı Müslümana karşı kullanmak söz konusudur. Artık “Allahsız komünistler geliyor, Allahsız komünizme karşı dine inananlar birleşmeli…” edebiyatı yeterli olmaz. Kaldı ki o edebiyatın ne kadar namussuz bir emperyalist edebiyat olduğu artık anlaşılmış bulunuyor. Ucuz şövalyeyi cepheye sürmek için belli ki yine ‘İslam’ kullanılacak ama bu sefer İslam’ı İslam’a karşı kullanmak söz konusu olduğundan haçlı iblisliği bile çare bulmakta zorlanıyor. Nasıl yapacaklar bunu? Önce, bir numaralı direnç noktası olabilecek değerleri yıkmak, Türkiye’nin ve Türk insanının omurgasını kırmak lazım. Omurga, Türkiye’yi farklı kılan Kemalist mirastır. Onu işe yaramaz hale getirmek gerekiyor. Onun petrolden daha güçlü olduğu anlaşılmıştır. Petrolün işini bitirdiler ama Kemalist mirasın işini bitiremiyorlar. Çare şöyle bulundu: “Sizi model yapacağız” diyerek Türkiye’yi model olmaktan çıkarmak. İlk iş, Müdafaai Hukuk mirasının koruyucusu aydın güçleri bloke etmektir. Bu bloke edişin iki ayağı var: Birincisi, dinci ekipleri güçlendirmek, ikincisi, kilit noktalara oturtulan bazı teneke adamların morfinli salon nutukl... Devamı

06 06 2012

İlker Başbuğ'un kitabı piyasaya çıkıyor.

Terör örgüt yöneticiliğinden ağırlaştırılmış ömür boyu hapis istemiyle tutuklu yargılanan emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, dışarıda yazmaya başladığı,"20. Yüzyılın En Büyük Lideri: Mustafa Kemal" adlı kitabını Silivri Cezaevi'nde tamamladı. Atatürk'ün, "Düşmanlarımız önce subayları öldürür" sözlerinin de yer aldığı kitap yarın Remzi Kitabevi'nden piyasaya çıkacak. Hükümeti yıkmaya teşebbüs ve terör örgüt yöneticiliğinden ağırlaştırılmış ömür boyu hapis istemiyle tutuklu yargılanan emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, dışarıda yazmaya başladığı kitabını Silivri Cezaevi'nde bitirdi. "20. Yüzyılın En Büyük Lideri: Mustafa Kemal" adlı kitap yarın Remzi Kitabevi'nden piyasaya çıkıyor. Başbuğ kitap için, "Ne biyografi, ne de tarih kitabı" diyor. Kitapta Mustafa Kemal'in Kürt meselesine bakışı ve idari özerklik önerisinden, Ermeni tehciri sırasında suç işledikleri iddiasıyla tutuklanan İttihatçıları ziyaretine kadar pek çok ilginç detay yer alıyor. İlker Başbuğ'un, "Terör Örgütlerinin Sonu" adlı kitabı, cezaevine girmeden kısa süre önce yayımlanmıştı. 1881'den 1923'e Kitap Mustafa Kemal'in doğum tarihi 1881 ile Cumhuriyet'in ilan edildiği 1923 yılları arasını kapsıyor. Atatürk'ün nasıl bir lider olduğu, "Çocukluk dönemi, Askeri okul dönemi, Çanakkale Savaşı öncesi askeri görevler, Çanakkale Savaşı, diğer cephelerde mücadele, İstanbul'da geçen 6 ay, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyete Doğru" başlıkları altında inceleniyor. İlker Başbuğ, "Türkiye'de tarihin iki mucizesi gerçekleşmiştir. Birincisi bilgi &cce... Devamı

06 06 2012

KASA - MASA - NİSA ( 1+ ... nisa )

KASA - MASA - NİSA ( 1+ ... nisa ) |  görsel 1

Ünlü ilahiyat profesörü Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu'nun geçmiş dönemde kaleme aldığı yazı yeniden gündeme geldi. Yazısında Türkiye Müslümanlarının İslam'dan uzaklaştığını savunan Kırbaşoğlu, günümüzde Müslüman erkeklerin 3 hedefi olduğunu belirtti. Bu hedefleri masa-kasa ve nisa olarak nitelendiren Kırbaşoğlu yazısında şu ifadelere yer veriyor; "Mücahitlerin müteahhitlere, tasavvuf ehlinin tasarruf ehline dönüştüğü, herkesin masa-kasa-nisâ peşinde koştuğu, bunu yaparken şehvet-şöhret-rüşvet şeytan üçgeninde tutsak haline geldiği yeşil sermaye, abdestli kapitalistler zümresine dönüştü." İşte Hayri Kırbaşoğlu'nun o yazısından bir kesit; Ve ümmetin erkeklerine ; KASA - MASA - NİSA ( 1+ ... nisa ) Türkiye Müslümanları İslam'dan uzaklaşıyor. Müslümanlık konformizme boyun eğiyor. Müslümanlar 'dava'larını kaybediyor. Mücahitlerin müteahhitlere, tasavvuf ehlinin tasarruf ehline dönüştüğü, herkesin masa-kasa-nisâ peşinde koştuğu, bunu yaparken şehvet-şöhret-rüşvet şeytan üçgeninde tutsak haline geldiği yeşil sermaye, abdestli kapitalistler zümresine dönüştü. HEM DIŞA HEM İÇE REKABET Müslüman kardeşlerinin yarasına merhem olmak, İslam'ı yaşamak ve yaşatmak, adalet  görevini yerine getirmek yerine kasa masa derken "nisa" peşine düştüler ; hemde öyle böyle değil vitrin nisaları peşine. 2. eş , imam nikahlı eş ( nisalarda dünden razı ). Ve birbiriyle parasını arabasını karısını yarıştırma sevdasına kapıldılar. Hem dışa hem içe rekabet. SÜREKLİ KADINLARIN GÜNAHLARINI KONUŞUYORLAR Bırakın çalışmayı; Kadrolu, sözleşmeli olmayı bile evlilik ... Devamı

02 06 2012

“Kahramanı Kadar Haini de Çok Bir Milletiz!”

Emin olun şaşırıyorum!      Ne kadar çok hain ve gafil var ülkemizde?      Sanki satılmış bu zavallılar!      Yalakalar, yağdanlıklar ve şakşakçılar da cabası!      Yabancı çıkarları için mürekkep tüketen yazarlar, Türkiye’yi bölmek isteyenlere destek olan ahlâksızlar, üç kuruşluk menfaat için milletini satan düzenbazlar ortalıkta kol geziyor…      Bunları her devirde olduğu gibi bugün de görüyoruz…      Kimi Avrupa’nın, kimi Amerika’nın adamı olmuş…      Daha doğrusu, onların çıkarlarını koruyup uşaklık yapmayı görev saymışlar!                                                ***         Bu durum yeni değil tabii…      93 yıl önce Anadolu’yu işgal eden Yunanlıları öven, onları destekleyen, ulusuna rezilce ihanet eden şairler, yazarlar gazeteciler, siyasiler, hacılar, hocalar, üç kuruşluk menfaat için bukelamun gibi renk değiştiren, virgül gibi kıvrılanlar vardı.      Mustafa Kemal ve arkadaşları bunlarla da mücadele etti.      Bugün de onların torunları işbaşında…      Türkiye’yi kötülemek, yıpratıp yıkmak için ellerinden geleni insafsızca, hayasızca, ahlâksızca yapıyorlar!    &... Devamı

29 05 2012

ONE MINUTE MR. ERDOĞAN!

Daha önce ödül aldığınız Yahudiye Davos’ta “one minute” demiş ve Gazze rantıyla Müslüman dünyaya oynamıştınız. “Bir daha gelmem” diye de resti çektiniz ama memurlarınızı göndermeye devam ediyorsunuz. Sonra vekillerinizi –ne hikmetse- bindirmediğiniz gemi ile birçok insanı ölüme gönderdiniz. Unutulup gitti, ne özür var, ne tazminat; işler de tıkır tıkır sürüyor İsrail’le… One minute Mr. Erdoğan, Peki, Malatya Kürecik’te o kocakulağın ne işi var? Gazze’ye, daha doğrusu Hamas’a gösterdiğiniz hassasiyeti daha önce binlerce Müslüman kadının namusu Irak’ta Conilerce kirletilirken, başımıza çuval geçirilirken niye göstermediniz? Gözünüz aydın, BOP Eşbaşkanı olarak Sam Amcanın bir isteği gerçekleşti. Şimdi Irak’ta Yahudi Kürdistan’ının bir parçası var ve başkanı postal yalayıcıyı da Ankara’da kırmızı halıda karşılıyorsunuz! Libya’da Kaddafi’den ödül almak, ABD isteyince NATO’yu işgale çağırmak niye? Şimdi Libya iki parça, rahat mısınız Mr. Erdoğan? “Arap baharı” dediğiniz Müslüman ülkeleri parçalatmak, İsrail’in güvenliğini sağlama almak değil mi? Suriye’ye NATO ve BM müdahalesi istiyorsunuz, ne kadar hain Suriyeli varsa memlekette besliyor, muhalefeti İstanbul’da topluyorsunuz… O halde, ABD tarafından “halı altına süpürülmek” kaygınız bitti mi? Dear Prime Minister, Türkiye Cumhuriyeti’nin Dışişleri Bakanı, Kürtçülerin hamisi ve arkasında Kürdistan bayrağı olan Barzani ile kürsüde poz veriyor ve hâlâ PKK teröründen söz ediyorsunuz! PKK’nin üssü Kandil’de ve siz Kuzey Ir... Devamı

26 05 2012

MİT’ İMİ BEN GÖNDERDİM

MİT’ İMİ BEN GÖNDERDİM |  görsel 1

26 Mayıs 2012 *Başbakan Erdoğan(Türkiyeli), vatan topraklarına ayak basar basmaz; “Milli İstihbarat Teşkilatımı(rahmetli babasından miras), PKK ile görüşmek üzere Oslo’ya ben gönderdim. Yarın yine gönderirim, öbürsü gün yine gönderirim” diye “şerefli” bir açıklama yaptı. Başbakan Erdoğan’ın MİT’ çileri toplantıda şunu söylediler; “Silahla bir yere geldiniz, bakın sizinle mücadele eden ordu içeride(hapiste)…” PKK ile T.C Devletini aynı seviyeye getiren bu iğrenç toplantılarda söylenen bu sözler, “ben gönderdim” diyen kişiyi öncelikle bağlar. Ne demek istiyor Başbakan’ın MİT’çileri; “Bana bakın, bizi buraya gönderen ve yetki veren kişi sizin önünüzü açmak istiyor. Bunun için önünüzdeki en büyük engel Türk Ordusunun komuta heyeti idi. Muvazzaf ve Emekli Generalleri bir şekilde içeri attırdık. Akıllı olun, bu hükümet giderse, yerine gelecek milli hassasiyetleri olan bir hükümet, sizin kökünüzü kurutur. Eylem filan yapmayın. Her şey adım, adım. Önce yerel yönetimlere yetki devri adı altında özerklik, sonra, sonrası malum…” Başbakan’ın MİT’çilerinin, AKP Hükümeti adına verdikleri sözün açılımı böyledir. Bu gerçeği anlayamayan ya geri zekalıdır, ya da vatan hainidir… Yasalarımıza göre “suç” olan bu ve benzeri onlarca konuşmanın bantlarının sızdırılmasından sonra T.C Savcıları soruşturma açtılar ve Başbakan’ın MİT’çilerini ifadeye davet ettiler. Paniğe kapılan Başbakan son sürat bir yasa çıkararak MİT’çilerini şimdilik korumaya aldı. Bunun adı; su&... Devamı

12 05 2012

ÖZEL PAŞANIN MUHTIRASI

BARIŞTA TESLİM EDEN KOMUTAN SAVAŞTA NASIL KORUYACAK BENİ? Tiyatro gibi, Özel Paşa ile Erdoğan benzeşmeye başladı. Nasıl mı? Diyarbakır Belediye başkanı Erdoğan nezdinde devlete küfür ediyor. Peki Erdoğan kimi dava ediyor? ŞEHİT BABASINI… BDP’li vekiller Erdoğan’ı tehdit ediyor. Peki Erdoğan kime laf yetiştiriyor. Muhalefet olamayan mutabakat partilerine… PKK’yı kim destekliyor? Hangi ülkede beslenip barındırılıyor? Barzani tarafından korunup kollanıyor. Irak’ta barınıyor. Peki Erdoğan hangi ülkeye savaş açma naraları atıyor? Suriye’ye… Peki kimi tehdit ediyor? Beşar Esad’ı…. 10 yıldır Ordu’ya nerede ise 24 saat küfür eden kimler? Yandaş basın ve mevcut siyasilerin bir kısmı… Ordu’ya sahip çıkan kim? Ulusalcı basın ve aydınlar. Peki Necdet Özel kime muhtıra verdi? Ülke ve Ordu’ya sahip çıkanlara… Eee; başbakanının genel Kurmay Başkanı işte… Artık Barzani ile bir sıra gecesi yaparsa şaşırmayacağız demektir. Paşa; Ordu mensupları düzmece deliller ile esir kampında tutuluyor. Düzmece delilleri tertipleyenler belli ama haklarında dava bile açılmıyor. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, 10 yıllık dönemde toplam bin 470 personelin hayatını kaybettiğini, intihar eden personel sayısının da 934 olduğunu açıklıyor. Bu durum İstanbul Baro Başkanı Kocasakal’ın beyanatı ve bir yazarın yazısından daha mı önemsiz? Bakınız Paşa; başınızda ABD çuvalı duruyor. O çuvalı çıkardınız mı? HAYIR! Alnınızın tam ortasında “ONUR intiharı gerçekleştiren” rahmetli Gazi Albay Abdülkerim Kırcı’nın silahından çıkan mermi duruyor. Rahmetli muhtıra veremediğiniz diğer basının linç kampanyasından sonra intihar etti. O int... Devamı

29 04 2012

RTE’NİN TİYNETİNİ GÖRELİM.

Amerikan teknolojisinin son ürünü RTE, kan istiyor kan. İçini kin, gözünü kan bürümüş,savaş da savaş diye yırtınıyor. Amerika tarafından Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) Eşbaşkanlığı’na getirilmiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanlık koltuğuna oturtulmuş, şimdilerde Türkiye-Suriye savaşı çıkartmaya proğramlanmış RTE, böyle bir savaşta Türkiye’de bir iç çatışma başlayacağını, bütün milletimizin çok ağır bedeller ödeyeceğini, ülkemizin bir enkaza dönüşeceğini bilmiyor mu? Irak’a saldıran Amerikan askerlerinin bir zayiat vermemesi için dua etmiş olan RTE, ABD askerleri tarafından öldürülen çocukları, katledilen Iraklı Müslümanları, yüz binlerce Iraklı Müslümün kadının işgalci ABD askerlerinin tecavüzüne uğradığını görmezden geliyor, şimdilerde Suriye’de ordunun çocuklarıöldürdüğünü söylüyor. RTE iktidarı tarafından silahlandırılıp Hatay, Kilis gibi yerlerdeki konteyner konutlarda ve Kızılay çadırlarında barındırılan, buralardan Suriye topraklarına gönderilen teröristlerin yaptığı katliamları Suriye ordusunun üstüne yıkmaya çalışıyor. Bu konuda belgelenmiş bir örnek vereceğim siz okurlarıma: Geçen yıl sonlarında Anadolu Ajansı (AA) Muhabiri Hediye Levent, Suriye’nin Cisreşşugur kentinde silahlı teröristlerin 120 asker ve polis güvenlik görevlisini pusuya düşürerek katlettiği haberini fotğraflarla da destekleyerek ajansa geçiyor ve AA da bu haberi dünyaya duyuruyor. Bu haberinden sonra Hediye Levent, AA’dan kovuldu. Neden? Çünkü RTE’nin silahlandırdığı teröristler bu katliamıgerçekleştirmişti ve Hediye Levent bu gerçeği gözler &o... Devamı

19 04 2012

Fransa’nın yaptıklarını ne çabuk unuttunuz!

Fransa’nın yaptıklarını ne çabuk unuttunuz! |  görsel 1

Suriye’nin Dostları toplantısının üçüncüsü bugün Fransa'da düzenleniyor. "Suriye’nin Dostları", 1925’te Şam’ı yakıp yıkan, ülkeyi sömürgeleştiren Fransa'nın himayesinde toplanıyor. Suriye’nin Dostları toplantısının üçüncüsü bugün Fransa’da yapılacak. Toplantıya Fransa, ABD, Almanya, Katar, Suudi Arabistan, Fas, Ürdün, Mısır, İngiltere, İtalya, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Tunus dışişleri bakanları katılacak. Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppe toplantı dolayısıyla yaptığı açıklamada, ''verdiği taahhütlerin aksine Suriye rejiminin uluslararası gözlemcilere çıkarttığı zorluklar ve ülkede baskı rejimini sürdürmesinin, uluslararası camianın bu konudaki seferberliğini sürdürmesini zorunlu kıldığını'' belirterek, bu amaçla ilgili ülkeleri Paris toplantısına davet ettiğini söyledi. İlki Tunus’ta, ikincisi İstanbul'da gerçekleştirilen Suriye’nin Dostları toplantısında Suriye’ye uygulanacak yaptırımlar gündeme gelecek. Ya Fransa’nın Suriye’ye yaptıkları? Suriye’nin “dostları” “Esad’ın ülkeye bombalar yağdırması karşısında sessiz kalınamayacağını” her fırsatta dile getirirken, işgalci Fransa’nın Suriye’yi yerle bir ettiği günleri unutmuş görünüyor. Oysa 1925’te Fransa, 48 saat boyunca havadan Şam’ı bombalamış, yaklaşık 1500 kişinin ölümüne yol açmıştı. Fransa, Şam’ı bombalarken yalnızca insan öldürmeyi amaçlamıyordu. Fransa, ülkede ticaret hayatının can damarı olan bölgeleri hedef alıyor, bu sebeple özellikle Akdeniz mimarisinin önemli örneklerini barındıran Şam'ı yerle bir ediyordu. ... Devamı

29 03 2012

Tayyip Obama’nın posta beygiri mi?

Sevgili okurlarım, ABD Başkanı Obama ile Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) görevlisi Tayyip, 24 Mart 2012 günü Seul’da bir araya geldiler. Söz konusu buluşmada Obama’nın BOP Görevlisi’ne,İran’a götürmek üzere bir mektup verdiği basın ve yayın organlarına yansıdı.Türkiye adına bu utanç verici görüşmeyi ve Obama’nın Tayyip’e İran’a götürmek üzere bir mektup vermesi olayını 25 Mart tarihli Yeniçağ gazetesi, “Bak postacı geliyor” başlığı ile duyurdu. Ayaküstü yapılan Obama-Tayyip görüşmesi sırasında Obama, biraz öbür tarafta dikilen ABD’nin “Posta Beygiri” (Bu ifade, MHP Genel Başkan Başdanışmanı Mustafa Hidayet Vahapoğlu’na aittir) Davutoğlu’na eliyle “gel buraya” işareti yaptığı, Davutoğlu’nun da koşarak Obama’nın yanına gittiği basında yer aldı. Türkiye’nin Başbakanlık koltuğuna oturtulmuş olan Tayyip’in, Ortadoğu’da Amerikan çıkarlarını koruyan ve Türkiye’nin parçalanmasını esas alan Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) görevlisi olduğunu, bu görevin de ona ABD tarafından verildiğini gözlerden kaçırmaya çalışan basın ve yayın organları Tayyip için sürekli “Başbakan” sıfatını kullanmakta ve halkı da buna inandırmaya çalışmaktadırlar. Aynı sıfatı Yeni CHP (YCHP) ve MHP de kullanmaktadır. Çünkü onlar da ABD’ tarafından kontrol altına alınmışlardır. Adam, “Ben bir Amerikan projisi görevlisiyim ve bu görevi yapıyorum. Türkiye’yi bölüp parçalayacağım” diyor, biz de milletçe ona, “Yok yok. Sen Türkiye’nin Başbakanısın” diyoruz. Böyle bir ahmaklık olabilir mi? Oysa Tayyip, kendisine BOP’ta bi... Devamı

21 03 2012

Gayrıresmi Ortaklıklar

Son yıllarda özel sektörde çok garip ilişkilerden söz edilmeye başlandı. İş dünyası kulislerinde en çok “hangi şirketin arkasında kimin olduğu”, “hangi şirketin asıl sahibinin kim olduğu” konuları konuşuluyor. AKP kulislerinde de bu konular gündemde. Bakanların yakın çevresinde dolaşan danışmanların mal varlıklarındaki artışlardan söz ediliyor. Resmi hiçbir görevi olmadığı halde Bakanlıklarda odası, telefonu olan “etkili Bakan danışmanlarının” maceraları anlatılıyor, ticari ilişkileri, bankalardaki paraları dillerde dolaşıyor. Herkes birbirine, “AKP’li Bakan ve yöneticilerin yakınlarının servetlerindeki artışlardan” bahsediyor. AKP’lilerin sık takıldıkları, buluşma yeri olarak kullandıkları kahvehanelerde, lokantalarda, pastanelerde hep bu tür konular konuşuluyor. Milli Emlak'tan 49 yıllığına kiralanan hazine arazileri, bunların kimler tarafından kiralandığı, asıl kiralayanın kim olduğu fısıldanıyor. Yani servetlerin bir görünen, bir de görünmeyen sahipleri var. ANAP'ın son yılları gibi. Herkes köşe dönme peşinde. Hatta elde ettikleri bilgileri şantaj malzemesi yapıp, iş bitirenler bile olduğu söyleniyor. Tabi bunlar AKP açısından küçük ölçekli işler. Bir de büyük ölçekliler var. Milyonluk, milyarlık işler. Büyük işler Kulislerde sadece "yandaş basın" konuşulmuyor, "yandaş holdingler" de konuşuluyor. Bunların bazısı yeni, bazısı eski. Bu holdinglerdeki paylardan söz ediliyor. Bunların basınla da ilgisi yok. Daha düne kadar sırtında ceketinden başka bir şeyi olmayanlar şu anda iş hanı, onlarca lüks apartman hatta en büyük ortağı olduğu AVM'ler var. Kimse üzerine mal edinmiyor. Belediy... Devamı

15 03 2012

F. GÜLEN'DEN NEDİM ŞENER'E 'DOLAYLI YANIT'

Fethullan GÜLEN'in Kalemşörü Memduh Bayraktaroğlu Nedim ŞENER'i uyardı. (G.E)   Sevgili Nedim; Telefonda ilettiğim "geçmiş olsun" dileklerimi bir kez de köşemden kamuoyuyla paylaşmak istiyorum... İçerideyken özlemini duyduğun kızını elinden tutup okula götürme arzunu da gerçekleştirdiğine göre artık dışarıdaki hayatın gerçeklerine dönebiliriz... Sevgili Nedim;Patronun Uğur Dündar "yayınlamadığı" haberlerden kazanırken sen eline geçen / gönderilen bilgi ve belgelerden derlediğin haberleri "yayımlayıp" da kazanmayı tercih ediyordun... Çünkü... Sen mütevazı ama inançlı bir gazeteciydin... Önüne gelen, getirilen belgelerin doğruluklarından şüphe duymuyordun... Çünkü... Belgeleri getirenler / verenler üst düzey yetkililerdi... Tek hatan "neden senin tercih edildiğini sorgulamaman"dı... Evet Nedim?.. O belge ve bilgileri getirip önüne atanlar neden başkalarını değil de seni tercih ediyorlardı?.. Umarım bu soruyu cezaevindeyken kendine sormuş, doğru cevabını da vermişsindir... Sevgili Nedim; 375 günlük kendinle baş başalığında Hrant Dink cinayetinin arka plânını yazmadığını (yazdırılmadığını) da fark ettiğini zannediyorum... Çünkü... Kitabını okuyanlar bir şeyi çok net anlıyorlar ki senin Hrant Dink cinayetinin çözülmesi gibi bir derdin yok... İyi niyetle belki ama son derecede anlaşılır biçimde Hrant Dink cinayetini Gülen Hareketi'ne yıkmak için yazmışsın o kitabı... Oysa... Cinayet... Devamı

24 02 2012

Gladyo Savaşları

NATO terör örgütüne girme talebiyle başladı bütün kanlı hikaye. Önce Kore’ye sürdüler bizi. Türkiye açısından sonuç: 741 şehit, 2068 yaralı, 163 kayıp, 244 esir. Nazım Hikmet 25.6.1959’da şöyle sesleniyordu Menderes’e: Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey, iki gözünüzle bakarsınız, iki kurnaz, iki hayın, ve zeytini yağlı iki gözünüzle bakarsınız kürsüden Meclis’e kibirli kibirli ve topraklarına çiftliklerinizin ve çek defterinize. Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey, iki elinizle okşarsınız, iki tombul, iki ak, vıcık vıcık terli iki elinizle okşarsınız pomadlı saçlarınızı, dövizlerinizi, ve memelerini metreslerinizin iki bacağınızın ikisi de yerinde, Adnan Bey, iki bacağınız taşır geniş kalçalarınızı, iki bacağınızla çıkarsınız huzuruna Eisenhower’in, ve bütün kaygınız iki bacağınızın arkadan birleştiği yeri halkın tekmesinden korumaktır. Benim gözlerimin ikisi de yok. Benim ellerimin ikisi de yok. Benim bacaklarımın ikisi de yok. Ben yokum. Beni, üniversiteli yedek subayı, Kore’de harcadınız, Adnan Bey. Elleriniz itti beni ölüme, vıcık vıcık terli, tombul elleriniz. Gözleriniz şöyle bir baktı arkamdan ve ben al kan içinde ölürken çığlığımı duymamanız için kaçırdı bacaklarınız sizi arabanıza bindirip. Ama ben peşinizdeyim, Adnan Bey, ölüler otomobilden hızlı gider, kör gözlerim, kopuk ellerim, kesik bacaklarımla peşinizdeyim. Diyetimi istiyorum Adnan Bey, göze göz, ele el, bacağa bacak, diyetimi istiyorum, alacağım da.   *******          *********         **********      &nb... Devamı