12 05 2010

Tayyip Erdoğan'ın Sevgilisi Evli Bir Kadın Mı?

Altta sunulan metindeki bazı bölümler, bir yazıya yorumumdan alınmıştır..
Tartıştığımız yorumcunun adı bende saklıdır.
Yorumcu bu sitede üye değildir.
Tayyip Erdoğan'ın sevgilisi evli bir kadın mı?
Bir tartışmam olmuştu ve
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1576.0 başlığında bir kısmını kişi isimleri vermeden yayınlamıştım.
Bir kısmını buraya da alayım.
Gerçi bir erkek olarak, kadın kendini kullandırıyorsa, bence sorun yok da diyebilirdim.
Belki öyle düşünseydim, makbul erkek de olabilirdim.
Lakin asla öyle düşünmedim.
Düşünmemin imkanı dahi yoktur.
Bu konuda o arkadaşa da yazmıştım.
Eğer ki yer yüzünde yaşayan tek bir kadın benimle her hangi bir cinsel ilişkisini ispat edebilirse hayatımı ortaya koyarım.
Çocukluğumdan, şu yazıyı kaleme aldığım ana kadar.
Peki ben salak, ahmak mıyım?
Cinselliğin ne olduğunu mu bilmiyorum?
Tabii ki hayır.
Ben inanıyorum ki, hakların kullanımı, insan olmanın beklentileri, kadın için de erkek için de aynıdır.
Kadın erkeklerin elinin kiridir diyorsanız, o halde AKP'ye neden karşı duruş sergiliyorsunuz?
Kendi kızınızı 70 yaşındaki bir deyyusun koynuna sokabilirmisiniz?
Hem de 4. karısı olarak.
Not: Karı, hukukun kullandığı terimdir.
(Zaten böylesi bir durumda o canlı varlık; eş, insan, cins, cinsiyet olmaktan çıktığı için karı deyimi de fazlaca kibar kalır)
O tartışmamızda, adı bende olan vatandaşa şunu söylemiştim:
Çorba tabağınıza, bir sinek düştü.
Bu çorbayı içer misiniz?
Evet, sineği şöylesine atar, çorbayı içerim diyorsanız; sorudaki yanıtınız, ''evet benim için 10 da, 100 de fark etmez'' olacaktır.
Yok, ''hayır, çorbayı içmem, ancak kadın konusunda farklı düşünürüm'' derseniz, ancak kendinizi kandırıyor olursunuz.
Çünkü; sinek misali, çorbaya uyarlanmış olsa dahi başka erkeklerin ilişki kurduğu (evlilik dışı) kadınlar da, tıpkı çorbadaki sinekler (erkekler) gibidir.
Sizin için fark etmeyeceklerdir.
Siz, sadece toplumsal geleneklerin (bazen örf,adet,vs..) genel kabul görmüşlük ilkesinden hareketle bunları söylüyorsunuzdur.
Çünkü; toplumun büyük bir bölümü, ''sinek tabaktan atılır, miden kaldırıyorsa yersin'' dediği ve bunu önemsemediği, kişinin tercihi diye tanımladığı için size göre çorba içilebilir oluyordur, sakıncası yoktur.
Oysa ki bu bir mide meselesinden ötedir.
Şahsiyet meselesidir.
Örnek:...
Yazının bir bölümüne konu olan alıntımın adresi alttadır.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=1576.0
Şimdi gelelim hadislerle desteklenen özel bir duruma.
Ben sinekten örnek verirken, Muhammed'e uydurulan hadislerin olduğunu bildiğim için bu örneği verdim.
Bakınız o örneği de vereyim.
Buhari'nin; Ebu Hüreyre'den naklettiği sağlam olduğunu iddia ettikleri bir hadiste Peygamber'in, ''Çorbanıza sinek düşerse; onun iki kanadını da çorbaya batırıp, çorbanızı öyle için. Zira sineğin bir kanadında şer, diğer kanadında hayır vardır'' dediği inanç sahiplerine yıllarca aktarılmıştır.
Osmanlı Müslümanları bu sayede, Allah'ın mikroplara karşı antikorlar yaratmış olduğunu da öğrenmişlerdi.
Yabancıların (kâfirlerin) her şeyini red etmeliydi, Müslümanlar.
Hz. Ayşe, ''Eti bıçakla kesmeyin. Çünkü bu, yabancıların işidir. Siz dişlerinizle kemirerek yiyin. Çünkü bu afiyet için daha iyidir.''
(Ebu Davud, Et'ine 21) diyerek, buna dikkatimizi çekiyordu.
Kainatı taşıyan meleklerin büyüklükleri hakkında, Ebu Davud'un bir hadisine başvurmamız gerekiyordu.
Tamamı için...
http://ahmetdursun374.blogcu.com/osmanli-bizlerden-gizlenen-osmanli-tarihi-3/2421423
Eğer bir kadın erkeğe el kaldırırsa, hem para cezası ödüyor ve hem de yirmi kez kırbaçlanıyormuş.
Kadın el kaldırdığı adamın bir hayasını sakatlamışsa, parmaklarından biri; iki hayasını birden sakatlamşsa, iki göğsü kesiliyormuş.
"Göze göz, dişe diş" prensibi, bu yasaların temelini oluşturmakta imiş.
Ve şüphesiz, tüm bu yasalara göre asıl "suçlu"nun ve zor durumda bırakılanların hep kadınlar olduğu açıkça gözükmektedir... demek suretiyle, kadının toplum hayatındaki yeri adete erkeklerin zevklerine göre belirlendiği açık ve nettir.
Başka örnek verelim:
Eğer bir adam karısını başka erkekle yakalarsa, her ikisini de öldürme hakkına sahipmiş.
Eğer bundan vazgeçerse, burunlarını kesebiliyormuş.
Karısını affedecek olursa, suçortağını da affetmek zorunda imiş vs..
Eğer biri kanıt gösteremeden bir kadının kocasını aldattığını veya erkeğin doğal olmayan cinsel ilişkiler kurduğunu (herhalde eşeklerle ya da eşcinsel ilişki vs. olmalı) söylerse, 50 kırbaç ve bir ay Kral'ın hesabına kürek cezasına çarptırılıyormuş vs..
Tamamı için bakınız...
http://ahmetdursun374.blogcu.com/karacarsaf-kefen-gibi-mi-ortuyor/634998
Erkek Cinsel Organına TAZİM ettirilen kadınlara yazık değil mi?
Tazim etmek isteyen çoğunlukta olabilir.
Lakin ya etmek istemeyenlerin haklarını kim savunacak?
Konu için bakınız..
http://ahmetdursun374.blogcu.com/erkek-cinsel-organina-tazim/7284179
Ne yazık ki Türk Toplumu AÇIK HEDEF haline getiriliyor?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=9002.0
Bu hedefin başında da kadınların yine kendi cinslerine olan düşmanlıkları yatmaktadır.
Türk Toplumu nasıl AÇIK HEDEF haline getiriliyor?
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=9092.msg16224#msg16224
başlıklı yazı serimizde bunlara değinmiştik.
Ne yazıkki, bu konu kadar ilgi göremediği açıktır.
Peki neden ilgi çekmemiştir?
Çünkü; Baykal'ın ne halt yediğinden öte, kadınların nasıl kullanıldığını, neden kullanıma açık olduğunu ve yine kendilerine asıl düşmanlık yapanın da yine kendileri olduğunu, ne yazık ki kadınlarımız göremiyor.
Şimdiye kadar hiç kimse; o kadının da bir birey olduğunu, şahsiyet olduğunu, neden kullanıldığını, eğer kendisini kullandırttı ise nedenini yazmadı, sormadı.
Oysa ki bu gün, ''Anneler Günü!''..
Bakınız, Sayın Yürükel'den gelen bir iletiyi paylaşayım:
''Başbakan Tayyip Erdoğan'ın sevgilisinin evli bir kadın olduğunu biliyor muydunuz?
Ve bu kadının ''Tayyip'in Bakanları''ndan birisi olduğunu biliyor muydunuz?
Bu metres ilişkisinin; hem Emine Hanım, hem de metresinin kocası tarafından bilindiğini biliyor muydunuz?
Metresinin adının ''N'' ile başladığını ve Tayyip tarafından korunduğunu da biliyor muydunuz?
Bunun bazı AKP ileri gelenleri tarafından ve onlara yakın çevreler, evine gidip gelenler tarafından bugüne kadar bir sır olarak gizli tutulduğunu biliyor muydunuz?
Bunların araştırılmasını ve belgelenmesini, şimdilik gazetecilerin ve tanıkların insafına bırakıyorum.
Şimdilik, kaynağımı bir araştırmacı olarak açıklamıyorum.
Saygılarımla
Sefa M. Yürükel''
Şimdi bu haber doğru ise, yazık değil mi Emine Erdoğan'a?
Yazık değil mi küçük yaşta birilerinin koynuna sokulan çocuklara?
Kadınlara demiyorum, dikkat ediniz zorla kadınlaştırılan çocuklara (ki buna tecavüz denir) diyorum.
Hatta balyoz olayında da aynı isimden bahsedildiği söylenmiş, fakat konu kapatılmıştı.
Baykal'ın, Demirel'in, Ecevit'in, Tayyip'in ne halt yediği; elbetteki iki kişi arasındadır.
Fakat; bir Hüseyin Üzmez, 14 yaşındaki kıza sarktı diye infial yaratanlar, neden burada sessiz kalmayı tercih ediyor?
Bu olgunluk mu oluyor?
İzzet Baysal Üniversitesi'nde Çağlar Akay isimli öğrenci, Cumbaba ABDullah Gül'e mektup yazmış demişti ki; Hüseyin Üzmez'in taciz ettiği kızcağız kaç yaşında?
14...
E, bizim Cumhurbaşkanı?
Hayrünisa hanımla kaç yaşında evlendi?
14...
Ama o iffetli!..
Ne yaptıysa, evlendi de yaptı yani...
İlginizi çektiyse bakınız...
http://ahmetdursun374.blogcu.com/padisah-recep-saraya-yerlesiyor/7191655
Yani bu çocuk yalan mı söyledi?
Yoksa, ben gerçekten boşa mı konuşuyorum?
Boşver; kadın erkeğin elinin kiridir, yıkar ve o kirden kurtulur mu demeliydim?
Sanıyorum ki benim hatam bu oldu.
Acaba, bundan sonra erkek cinsel organına tazim eden yüzde 68'e karşı daha mı duyarlı olsam diyorum?
Acaba Hüseyin Üzmez, gerçekten haklıydı da onun hakkını yiyenlerden biri de ben miydim?
Öyle ya; Baykal yapınca ben suçlu oluyorsam, o öğrencinin tabiriyle cumhurbaşkanı olan biri geçmişte yapmış ve bu gün devletin temsilciliğine kadar gelmiş, fakat Hüseyin Üzmez suçlu oluyorsa, burada bir yanlışlık olmalı.
Sanırım ki çarpık düşünen ben ve benim gibi küçük azınlık kaldık.
Gerçekten de tüm tecavüzcülerden özür dilerim.
Ben hatalıymışım, yanlış yapmışım.
Hazreti Baykal ve benzeri tüm Hazreti uçkur sahiplerine haksızlık etmişim.
Öyle ya, sende de var, sen de yapsaydın.
Yeter ki yakalanma salak, desenize.
Hem yakalansam ne olacak, kadın kimmiş ki?
Bilmiyordum, bu sayede ülke gerçeklerinden birini daha öğrenmiş oldum.
Bunca geçen yıllarıma üzülsem, üzülemem.
Üzülmem de imkansız.
Çünkü ben kadınları; anamdan ötürü, kızımdan ötürü, eşimden ötürü saygın birer birey olarak gördüm.
Her ne kadar çoğu kendilerini öyle görmüyorsa dahi, hala benim gözümde onlar en değerli varlıklarımız, canlarımız, can yoldaşlarımızdır.
Kendi canına, can yoldaşına ihanet edenler; millete tecavüzden asla kaçınmazlar.
Anneler Gününüz'ü bu duygular içerisinde kutluyorum.
Tabii ki kendilerini gerçek anlamda insan, birey olarak gören kadınlarımıza sesleniyorum.
Onlar hep var olacak, nesillerimiz de o kadınlara emanet olacaktır.
Kendilerini peşkeşleyen kadınlara değil, bu tür ilişkilere göz yumanlara değil, özü sözü bir olan tüm dünya kadınlarının önünde saygı ile eğiliyorum.
Sayıları gittikçe azalan, nesli koruma altına alınması gereken, her geçen gün azınlığa düşen tüm namuslu insanlara selam olsun.
(Alıntı: 09 Mayıs 2010,
Ahmet Dursun)
http://ahmetdursun374.blogcu.com/tayyip-erdogan-in-sevgilisi-evli-bir-kadin-mi/7827271

Cüneyt ŞAŞMAZ - http://cesuryorum.blogspot.com/2010/05/tayyip-erdogann-sevgilisi-evli-bir-kadn_11.html

4438
0
0
Yorum Yaz